YENİ DÖNEM BAŞLARKEN!

Talat Yavuz
02 Şubat 2026 Pazartesi 15:06
Yarıyıl tatili bitti ve kaldığımız yerden devam ediyoruz. Gelişim raporları, norm fazlası resen atamalar, az kontenjan kalan özür grubu atamaları, yönetici görevlendirmede yeni tartışmalar, mülakat mağdurları ve atama bekleyen öğretmenler, önemli liselerden yansıyan can sıkıcı olaylar ve akademi derken hareketli geçecek bir dönem başlıyor. Eğitimle ilgili konuları tartışırken bir usul belirlemeye ihtiyaç var.
Tartışmaktan amaç en doğru olanı bulmaksa, YÖK veya MEB yetkilileri dâhil sendikalar olarak biz ve bu alanda yazan çizen herkese görevler düşüyor. Yoksa yüksek sesle konuşmanın, sert açıklamalar yapmanın ve ideolojik kamplara selam vermenin ötesinde bir sonuca ulaşmış olmuyoruz.
Gelişim raporları ile ilgili tartışmadan geriye planlayıcı birimin, dönemin sonunu beklemeden neyin amaçlandığını iyi anlatması, uygulanabilirliğe dikkat etmesi ve zamanında paylaşımcı olması gerektiği ortaya çıkmıştır. Benzer süreçlerin, sendikal eylem kararlarının sınırları ile ilgili tartışmayı alevlendireceğini öngörmek ve yönetmek de bizim payımıza düşen görev olsa gerekir.
Öğretmen atamaları ve yer değişikliği konusunda; sistemin tıkandığı, çağ nüfusunun giderek azaldığı ve gelecek yıllar için daha az öğretmen ihtiyacının olacağı, eğitim fakültelerinin kontenjanları dâhil akademi tartışmaları ile öğretmen yetiştirmede köklü değişikliğe ihtiyaç olduğu yeteri kadar işlendi.
Şimdi sıra daha fazla bedel ödetmeden ve geç kalmadan adım atmaktır. Son yönetmelikle yönetici görevlendirme tartışmalarının, hangi okul türüne hangi branşın yönetici olacağı üzerine yoğunlaştığı, diğer hususların olabildiğince kabul gördüğü anlaşılıyor.
Geçmişte sergiledikleri keyfi uygulamaların unutulduğunu zanneden, çelişkiler içindeki siyasi tutsak bir sendikanın, fetö temizliğinden sonra uygulanmayan mülakat uygulaması için “kaldırıldı, MEB’e teşekkür ediyoruz.” uyanıklığını not ederek, tartışmayı bitirecek önerimizi tekrar hatırlatalım: “Eğitim yöneticiliği, ikinci görev değil profesyonel bir meslek olmalıdır.
Ders yükü kaldırılmalı, öğretmenlik becerisi üzerinden değil yöneticilik becerisi üzerinden her okul türünü yönetecek donanıma sahip şekilde yetiştirilmeli, seçilmeli, atanmalı ve yer değiştirmelidir. Öğrencinin yaşı ve okul türü değiştikçe, yöneticinin ihtiyaç duyduğu öğretmenlik formasyon bilgisi değişmemektedir.” Geçmiş uygulamalar da bu fikrin doğruluğunu ortaya koymaktadır.
Yakın bir zamana kadar okul öncesi, ilkokul ve ortaokul öğrencilerinden oluşan ilköğretim okulları; sınıf öğretmenleri dâhil birçok branştan idareci tarafından başarı ile yönetilmiştir. Yine meslek liselerinde kültür branşından idarecilerin kayıtlara geçmiş başarılarına veya tersi örneklere de bakılabilir. Yeter ki adalet sağlansın ve karşılıklı atama imkânları sunulsun. Resmi ya da sivil bir kurumun başarısı, kamuoyuna kendi gündemini konuşturabilmek ve tartışmaları amacı doğrultusunda yönlendirebilmektir.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, kademeler arasında geçiş, proje okullar, yeni nesil teknoloji fen liseleri, Milli Eğitim Akademisi, öğretmen yetiştirme sistemi, misyonerler tarafından işgal edilmiş okullarımız gibi her biri geleceğimiz için stratejik gündemler varken basit, gereksiz ve sığ konularla zaman kaybetmemiz en büyük talihsizliğimizdir. Gelin buna çare bulalım ve ikinci dönemi çok daha başarılı geçirelim. Ülkemizin buna ihtiyacı var.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Duyuru Gazetesi
