TATİLDE NE YAPALIM?

Talat Yavuz
19 Ocak 2026 Pazartesi 11:39
Yarıyıl tatillerinde hep öğrencilere ödev verme alışkanlığımızı gelin bu tatil değiştirelim ve kendimize ödev verelim. Ödevimiz eğitime dair olsun. Her eğitimci bir konu seçsin, çalışsın ve kendi sistemini önersin. Bu önerileri bir heyet toplasın, değerlendirsin ve sisteme dönüştürsün.
Ben örnek olsun diye güncel bir konu seçtim: Öğretmen Yetiştirme, Atama, Yükseltme ve Yer Değiştirme Sistem Önerisi. Benim modelim, mevcut sisteme dair tespit, eleştiri ve öneri getirmeyi zaman kaybı olarak görüyor, ancak esin kaynağı olarak yine ülkemizdeki bir uygulamayı alıyor. Önce ilkeleri belirledim, benim sistemimde: İhtiyacımız kadar öğretmen yetiştirilir.
Öğretmen adayları, lisans eğitiminden sonra değil lise hatta ortaokuldan sonra seçilir. Adaylar yazılı sınavın yanında, uzmanları tarafından uygulanan birçok test ve değerlendirmeye tabi tutulur. En donanımlı şekilde yetiştirilir. Eğitim fakültesine, MEB kadrolarında görev yapan doktoralı kıdemli öğretmenlerden, her yıl belli oranda atama yapılır.
İlk on yıl alanında yüksek lisans, daha sonraki yıllarda ise doktora eğitimi ile mezun olunur. Yüksek lisans ve doktora eğitimi devam ederken, okullarda kıdemli öğretmenlerin gözetiminde gözlem, staj ve uygulama yapılır. Lisans diplomasının alınmasını takip eden 1 Eylül günü, Cumhurbaşkanının katılacağı törenle bütün mezunların ataması yapılır. Lisans veya doktora eğitiminden sonra görev yerleri kura ile belirlenir.
Üç bölgeye ayrılmış görev alanlarında teşvik edici uygulamalarla belli süreliğine çalışır. Maaş farkı, ek ders, hizmet puanı, kariyer basamaklarında sağlanan avantajlar ve mesleğin ilk yıllarında zorunlu bölge hizmeti ile öğretmenlerin ülke sathında dağılımı sürekli kontrol edilir. Öğretmen maaşları sisteme üst başarı diliminden öğrenci girişlerini sağlayacak şekilde ülke güvenliğini ilgilendiren husus olarak değerlendirilir ve yüksek tutulur.
Öğretmenler üniversitelerde, üniversite hocaları da MEB’e bağlı okullarda ders verebilir. İlkeler istikrarla uygulanır ve popülizm yapılmaz. Norm fazlası öğretmen kavramı kullanılmaz, mutlaka sistem içinde görev verilir. Eğitim yöneticiliği, profesyonel bir meslek olarak planlanır. Yönetim kademelerine, sadece bir alt kademeden atama yapılır. Yer değişikliğinde kriter olarak süre değil objektif ölçülen başarı esas alınır. Ödül sistemi, mülki amirlerin takdirine değil eğitim hiyerarşisinin ölçekleri belli değerlendirmelerine dayanır. Benim sistemim gelişime ve yeniliğe açıktır. Çift ana dal gibi çift branşa da izin verir.
Dersleri sadece bir öğretmenin vereceği kırk dakikalık dilimler olarak algılamaz. Bu yeni modele paralel, eğitim sisteminde yapılacak köklü değişikliklerle yeni nesil öğretmenler, hem mesleğe hem de ülkemize çok şey katacaktır. Neden olmasın. Subayını böyle yetiştiren, iki kere doğuya, üç kere batıya, gerektiğinde yurt dışı göreve gururla gönderen devletimiz, öğretmenini neden böyle yetiştirmesin, atamasın, yerini değiştirmesin. Yeter ki kalıpları yıkalım ve yeni sistemleri tartışalım.
Yoksa atanamayanların feryatları ve atananlara yaşattığımız kargaşa arasında yıllarımız, kaynaklarımız, nesillerimiz heba oluyor. Bir yılda iki kere norm fazlası olmak ve iki kere atanmak kader olmasa gerek. Bu model, ülke kaynaklarını etkili kullanma fikrine dayanır. Hem atayamadığımız yüzbinlerce gencimizi doğru alanlara yönlendirmeyi hem de onlara bütçeden ayırdığımız kaynağın tamamını eğitime yansıtacak bu modeli tartışalım derim.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Duyuru Gazetesi
