TARİHÇİLER GÖREVE!

Talat Yavuz
23 Mart 2026 Pazartesi 11:52
Lise ikinci sınıf öğrencisiydik. Bugünkülere göre hayli hacimli olan tarih ders kitaplarımızın konu başlıkları hep savaşlardan oluşuyordu. Şu kuşatması, bu savaşı, şu seferi, bu zaferi ve sonuçları. Her hafta bir savaşı bitirip bir başka sefere çıkıyor, genelde kazanıyor ve atalarımızla gurur duyuyorduk.
Bir sabah bir haberle bütün moralimiz bozuldu. 1986 Nisan’ıydı ve ABD, füzeler ve uçaklarla Libya’yı vurmuş, çadırda yaşayan Kaddafi’nin kızı ölmüştü. Kendimizden gördüğümüz koskoca devlet, eli kolu bağlı kalmıştı. Hep tarih kitaplarında okuduğumuz savaş günümüze de gelmiş, kafamız karışmıştı. Tarih müfredatımız eskiyi savaşlar tarihi gibi anlatıyor, yakın tarihe, mesela 2. Dünya Savaşı’na, Kıbrıs Barış Harekatı’na hiç yer vermiyordu.
Ancak biz yine de ülkemizin geleceğine dair kaygılanıyor, o zamanki adıyla AET’ye, yani Avrupa Birliği’ne girelim mi girmeyelim mi diye öğretmenlerimizden gizli gizli, kendi aramızda tartışıyorduk. Şimdi ne durumdayız diye bakacak olursak üç önemli tespiti hemen arka arkaya sıralamamız gerekiyor.
Gençlerin eskiye nazaran içine çekildikleri duyarsızlık, dünya savaş tarihini değiştiren teknolojik gelişmelerle emperyalist güçlerin sergilediği haydut devlet düzeni ve bizim tarih öğretimini de büyük oranda değiştiren yeni eğitim yaklaşımı ile hazırlanan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli. Bugün klasik tarih öğretimi yerine gençleri dünyada olup biteni anlayacak, geçmişte yaşananlarla bağını kuracak, bugünkü gelişmeleri doğru okuyacak ve bir adım sonrası ile ilgili öngörü sahibi olacak şekilde yetiştirme şansımız var.
Bugün yapılabilecekleri birkaç başlıkta özetleyebiliriz. Bunlardan ilki batının gerçek yüzünü gençlerimize göstermek olmalıdır. Eğitimi, medyası, aydını, sanat ve siyaseti ile gençlerimize batıyı modern, ilerici, medeni, insani vs. olarak öğrettik. Köklerimizden koparak batılı bir toplum olmak için ödemediğimiz bedel, çekmediğimiz çile kalmadı.
Şimdi üç yüzyıllık bu yanlışı düzeltmemiz gerekmektedir. İkinci olarak ise kendi tarihimizi ve değerlerimizi, ceddimizin savaşlarda hangi ilkeler doğrultusunda hareket ettiğini, batının bugün sergilediği barbarlıklarla kıyaslayarak öğretmeliyiz. Osmanlı askerinin yol güzergâhında dalından kopardığı meyvenin bedelini ağaca astığı örneği hepimizde derin izler bırakan önemli bir örnek olmuştur hep.
Bir diğer husus ise bugün savunma sanayiinde geldiğimiz aşama, ufkumuz ve vizyonumuz gençlerimize en yalın hali ile anlatılmalıdır. Ürettiğimiz silahlar, yanı başımızda devam eden savaştaki gelişmeler ışığında tanıtılmalı, güncel siyasi çekişmelere kurban edilmemelidir.
Bu konunun hayati bir mesele olduğu vurgulanmalıdır. Siyonizmin gerçek yüzü gençlerimize çok iyi anlatılmalı, emperyalist güçlerin sudan bahanelerle savaş açtığı ülkelerdeki insanları bombalarken, batılı değerleri savunan veya savunmayan diye bir ayrıma gitmediği iyi kavratılmalıdır.
Kültür emperyalizminin ve kendi değerlerinden kopmanın savaş zamanlarında nelere mal olabileceği, güncel örneklerle anlatılmalıdır. Biz yaşarken tarihin yaşandığı ve yazıldığı fark ettirilmelidir. Vatan savunmasının sadece askerlerin sorumlu olduğu bir iş değil topyekûn bir bilinç gerektirdiği öğretilmelidir. Bugün görev sadece tarih öğretmenlerinin değil her branştan eğitimcinin canlı gelişmelerle tarihin derinliklerinde yaşananları birleştirerek gençlerimizi bilinçlendirme vaktidir. Siz anlatın, gösterin, kıyaslayın ve gerisini bir ilahi ile okulları gül bahçesine çeviren her yaştan çocuklarımıza bırakın. Hadi kolay gelsin.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Duyuru Gazetesi
