12 Ağustos 2026
  • İstanbul31°C
  • Ankara31°C

SICAK HAVALAR BÖBREKLERİ VURUYOR

Yaz sıcaklıklarının nemle birlikte artması, özellikle kronik böbrek hastaları ve diyaliz hastaları için ciddi riskler oluşturabiliyor.

SICAK HAVALAR BÖBREKLERİ VURUYOR

12 Ağustos 2026 Çarşamba 12:17

KREATİNİN SICAKLARDA NEDEN YÜKSELİYOR?

TÜRK BÖBREK VAKFI’NDAN AŞIRI SICAKLAR İÇİN ÖNEMLİ UYARI!

Aşırı terleme ve sıvı kaybının böbreklere giden kan akımını azaltabileceğine dikkat çeken Türk Böbrek Vakfı, kreatinin ve elektrolit değerlerinde hızlı değişimler yaşanabileceği ve geçici dahi olsa böbrek hasarının meydana gelebileceği konusunda uyarıyor. Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk ise Türkiye’de her 6-7 kişiden birinin kronik böbrek hastalığı riski taşıdığına dikkat çekerek sıcak havalarda yeterli sıvı alımının önemini vurguluyor.

Türk Böbrek Vakfı (TBV) Başkanı Timur Erk, sıcak havaların böbrek hastalarını sağlıklı bireylere kıyasla daha fazla etkileyebildiğine dikkat çekerek, kronik hastalığı bulunan kişilerin yüksek sıcaklıklarda daha dikkatli olması gerektiğini belirtiyor.Erk, Türkiye’de her 6-7 kişiden birinin kronik böbrek hastalığı riski taşıdığına dikkat çekerek, “Aşırı sıcaklar ve susuzluk böbrekler üzerindeki yükü daha da artıracaktır” uyarısında bulunuyor.

Sıcak Havalarda böbrekler neden zorlanır?

Türk Böbrek Vakfı Danışma Meclisi Üyesi ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay, özellikle kronik böbrek hastalarında ve diyaliz hastalarında yaz aylarında aşırı terleme, yüksek sıcaklık ve susuzluğun kan değerlerinde hızlı ve belirgin değişikliklere neden olabileceğini belirtiyor.Böbreklerin sıvı ve elektrolit dengesini düzenleme kapasitesi azaldığında, sıcak hava gibi çevresel koşullar vücudun hassas dengesini daha kolay bozabiliyor.

Terleme arttıkça böbreklere giden kan azalır

TBV Danışma Meclisi Üyesi, Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay; “Sıcak havalarda terleme yoluyla yalnızca su değil, sodyum ve potasyum gibi elektrolitler de kaybediliyor. Yeterli sıvı alınmadığında damar içindeki kan hacmi azalıyor.Bu durum böbreklere ulaşan kan akımının düşmesine neden olabiliyor. Böbrekler ise bu tabloya karşılık süzme hızını azaltarak ve idrarı yoğunlaştırarak vücuttaki sıvıyı korumaya çalışıyor. Bu nedenle sıcak havalarda idrarın normalden daha koyu renkli olması, vücudun sıvı kaybettiğinin işaretlerinden biri olabiliyor. Yüksek sıcaklık, aşırı terleme veya hamam ve sauna gibi yoğun ısıya maruz kalınan ortamlarda meydana gelen sıvı kaybı, böbreklere giden kan akımını azaltabiliyor.” diyor.

Dr. Alpay, “Kreatinin böbrekler aracılığıyla vücuttan atıldığı için böbrek perfüzyonunun azalması, kanda kreatinin düzeyinin yükselmesine neden olabiliyor. Bu yükselme her zaman kalıcı bir böbrek hasarı anlamına gelmeyebilir; sıvı kaybına bağlı geçici bir değişiklik de söz konusu olabilir. Ancak sıvı kaybı zamanında fark edilmez ve düzeltilmezse, özellikle kronik böbrek hastalarında akut böbrek hasarı gelişme veya mevcut böbrek hastalığının ilerleme riski ortaya çıkabiliyor.”

Potasyum Dengesi Kalp ritmini etkileyebilir

Doç. Dr. Nadir Alpay; “Kronik böbrek hastalarında özellikle potasyum dengesindeki bozulmalar önem taşıyor. Potasyumun kanda yükselmesi, kalp ritmi açısından ciddi sorunlara yol açabilecek bir durum olduğundan, bu hastaların sıcak havalarda daha dikkatli olması gerekiyor. Sodyum düzeyleri ise kaybedilen su ve elektrolitin miktarına ve kişinin mevcut hastalıklarına göre farklı yönde değişebiliyor. Bu nedenle kronik böbrek hastalarının sıcak havalarda gelişigüzel şekilde aşırı su veya elektrolit tüketmesi yerine, kendi hekimlerinin önerdiği sıvı ve beslenme planını uygulaması gerekiyor.”

Hamam ve Sauna Böbrek Hastaları için neden riskli?

Yüksek sıcaklık ve yoğun terleme nedeniyle hamam ve sauna, özellikle kronik böbrek hastaları açısından dikkat edilmesi gereken ortamlar arasında bulunuyor. Bu ortamlarda kısa sürede önemli miktarda sıvı kaybı yaşanabiliyor. Böbrek fonksiyonları zaten azalmış olan kişilerde bu durum, sıvı-elektrolit dengesinin daha hızlı bozulmasına ve böbrek fonksiyonlarında akut kötüleşmeye zemin hazırlayabiliyor. Bu nedenle kronik böbrek hastalarının sauna, hamam ve uzun süreli yoğun sıcak maruziyeti konusunda hekimlerine danışmaları önem taşıyor.

Uzun süre güneş altında kalmak da fark edilenden daha hızlı sıvı kaybına neden olabiliyor. Özellikle ileri yaştaki kişilerde veya susama hissi azalmış bireylerde sıvı kaybı fark edilmeden ilerleyebiliyor. Doç. Dr. Nadir Alpay, sıcak havalarda ortaya çıkan kreatinin yüksekliğinin bazı durumlarda kalıcı böbrek hasarından değil, akut sıvı eksikliğinden kaynaklanabileceğine dikkat çekiyor. Ancak sıvı kaybının uzun sürmesi veya ağırlaşması, akut böbrek hasarına dönüşebiliyor. Bu nedenle sıcak havalarda susuz kalmamak, aşırı sıcak ortamlardan kaçınmak ve özellikle kronik böbrek hastalığı bulunan kişilerin doktorlarının önerilerine göre hareket etmesi büyük önem taşıyor.

figen-gul-114701803.jpg

Diyaliz Hastaları Tatile çıkabilir mi?

Sıcak havalarda böbrek hastalarının en çok merak ettiği konulardan biri de tatil planları. Türk Böbrek Vakfı Diyaliz Merkezi Başhemşiresi Figen Gül, hemodiyaliz hastalarının gerekli planlamaları yaptıkları takdirde tatile çıkabileceklerini belirtiyor.

Gül, “sosyal hayattan kopmamak ve psikolojik olarak yenilenmek, tedavi sürecinin sürdürülebilirliği açısından da önemli. Ancak diyaliz hastalarının tatil planını tedavinin gerekliliklerini göz önünde bulundurarak yapması gerekiyor. Diyaliz hastalarının seyahat öncesinde ilk yapması gereken, gidecekleri bölgede uygun bir diyaliz merkezi bulmak ve tatil tarihleri için önceden rezervasyon yaptırmak. Yola çıkmadan önce ise hastanın kendi diyaliz merkezinden gerekli tıbbi belgeleri alması gerekiyor. Son diyaliz gününde epikriz raporunun alınması, varsa diyaliz raporlarının ve özellikle seroloji sonuçlarının yanında bulundurulmasını öneriyoruz.” Diyaliz hastalarının seyahat sırasında tedavilerinin aksamaması için kullandıkları ilaçları eksiksiz şekilde yanlarında bulundurmaları gerekiyor.

Tatil döneminde beslenme düzeninin bozulması da tedaviyi olumsuz etkileyebileceğinden, diyaliz hastalarının kendileri için belirlenen diyet programına uymayı sürdürmesi önem taşıyor. Figen Gül, diyalizle yaşamın yalnızca hastanede sürdürülen bir tedavi süreci olarak değil, günlük yaşamın bir parçası olarak ele alınması gerektiğini vurguluyor.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.