POLİSİN CANI BU KADAR UCUZ OLMAMALI!

Bülent Ertekin
03 Eylül 2026 Perşembe 15:38
SAYIN İÇİŞLERİ BAKANIM, SAYIN EMNİYET GENEL MÜDÜRÜM: ARTIK POLİSİMİZ YALNIZ BIRAKILMASIN!
Sayın İçişleri Bakanım,
Sayın Emniyet Genel Müdürüm,
Yaşanan son olay, yalnızca iki polis memurumuzun görev sırasında yaralanmasından ibaret değildir. Bu hadise, görev başındaki polisimizin can güvenliği, müdahale yetkilerinin sınırları ve müdahale sonrasında kurumunun desteğini ne ölçüde arkasında hissedebildiği konusunda ciddi şekilde düşünmemiz gerektiğini bir kez daha göstermiştir.
İddialara göre olay sırasında görev yapan Özel Harekât personelimiz sırtından ve karın bölgesinden bıçaklanmış, ağır şekilde yaralanarak yoğun bakıma kaldırılmıştır. Diğer bir polis memurumuzun da başından darbe aldığı belirtilmektedir.
Şükürler olsun ki evlatlarımızın durumlarının iyi olduğu bilgisi bizleri bir nebze olsun rahatlatmıştır.
Fakat sorumuz şudur:
Bir polis memuru, vatandaşın canını kurtarmak için kendisini ortaya koyduğunda, onun can güvenliğini kim koruyacaktır?
Polis, olay yerine geldiğinde birkaç saniye içerisinde karar vermek zorundadır. Karşısındaki kişinin saldırısının niteliğini, kendisine veya başkasına yönelik tehdidi, müdahalenin ölçüsünü ve kullanabileceği zorun derecesini aynı anda değerlendirmek durumundadır.
İşte tam da burada polisimizin en büyük ihtiyacı şudur:
HUKUKUN AÇIKLIĞI, KURUMUN DESTEĞİ VE GÖREVDE GÜVENCE!
Polisimiz şunu bilmelidir:
“Kanun bana ne yapmam gerektiğini açıkça söylüyor ve ben kanunun çizdiği sınırlar içerisinde görevimi yaptığımda devletim de kurumum da arkamdadır.”
Bugün görev yapan polisimizin zihninde “Müdahale edersem başıma ne gelir, etmezsem ne olur?” şeklinde bir tereddüt oluşuyorsa, bu durum yalnızca polisimizin değil, toplumun güvenliği açısından da ciddi bir problemdir.
Çünkü tereddüt eden polis, yalnızca kendisini değil; yanındaki vatandaşı, meslektaşını ve olay yerindeki diğer insanları da riske atabilir.
Biz polisimize sınırsız güç istemiyoruz.
Biz hukuka uygun, ölçülü, denetlenebilir fakat kararlı bir müdahale sistemi istiyoruz.
Polisimizin görevini yapmasını istiyoruz.
Polisimizin saldırıya uğradığında kendisini savunabilmesini istiyoruz.
Polisimizin vatandaşın canını kurtarmak için müdahale ettiğinde, sonrasında yalnız bırakılmamasını istiyoruz.
Elbette her polis müdahalesi hukuk içerisinde değerlendirilmeli; görev kötüye kullanılmışsa gerekli soruşturma yapılmalıdır. Ancak kanuna uygun şekilde görev yapan bir polis memurunun, sırf görevini yaptığı için mesleki ve hukuki açıdan sahipsiz bırakılması da kabul edilemez.
SAYIN BAKANIM,
Polisimizin elindeki yetki yalnızca kâğıt üzerinde kalmamalıdır.
Polisimize verilen yetkinin hangi şartlarda, hangi sınırlar içerisinde ve hangi ölçülerde kullanılacağının sahada hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde açık olması gerekir.
Saldırganın karşısında görev yapan polisimiz, “Acaba müdahale edersem yarın bunun hesabını nasıl vereceğim?” korkusuyla hareket etmek zorunda bırakılmamalıdır.
Aynı şekilde hiçbir polis memuru da hukukun üzerinde görülmemelidir.
İstediğimiz şey çok açık:
Polise dokunulmazlık değil, görev güvencesi.
Sınırsız yetki değil, açık yetki.
Keyfî güç değil, hukuka uygun ve etkili müdahale.
Suçluya ayrıcalık değil, kanunun gereğinin uygulanması.
ARTIK POLİSİMİZİN CANI YANMASIN!
Sayın İçişleri Bakanım,
Sayın Emniyet Genel Müdürüm,
Görev başında yaralanan her polisimizin acısı, yalnızca kendi ailesinin acısı değildir. O polis, bu devletin üniformasını taşımaktadır. O polis, vatandaşın yardımına koşmaktadır. O polis, gerektiğinde kendi canını başkasının canının önüne koymaktadır.
Bu nedenle açıkça çağrıda bulunuyoruz:
Polisimizin görev güvenliğini güçlendirin.
Müdahale yetkileri konusunda sahadaki tereddütleri ortadan kaldırın.
Kanuna uygun görev yapan polisimizin hukuki ve idari olarak yalnız bırakılmayacağı konusunda açık ve güçlü bir güvence oluşturun.
Saldırganlara karşı caydırıcılığı artırın.
Görev sırasında polisimizin hayatını tehlikeye atan saldırılara karşı gerekli hukuki ve idari tedbirleri güçlendirin.
Avrupa veya Amerika'daki uygulamalar birebir kopyalanmak zorunda değildir. Ancak demokratik hukuk devletlerinde ortak olan temel ilke şudur:
Kolluk görevlisi, hukukun kendisine verdiği yetki çerçevesinde görevini yapabilmeli; saldırı ve ciddi tehdit karşısında gerekli müdahaleyi gerçekleştirebilmeli ve yaptığı müdahalenin hukuki çerçevesi konusunda açık kurallara güvenebilmelidir.
Biz de Türkiye'de bunu istiyoruz.
Çünkü mesele yalnızca polisimizin meselesi değildir.
Mesele devletin otoritesidir.
Mesele kamu düzenidir.
Mesele vatandaşın can güvenliğidir.
Ve en önemlisi:
MESELE, GÖREVİ BAŞINDAKİ POLİSİMİZİN EVE SAĞ SALİM DÖNEBİLMESİDİR.
Sayın İçişleri Bakanım,
Sayın Emniyet Genel Müdürüm;
Artık başka bir polisimizin ailesine “Görev sırasında yaralandı” haberinin gitmesini istemiyoruz.
Artık görevini yaptığı için tereddüt yaşayan bir polis teşkilatı istemiyoruz.
Artık suçlunun cesaretlendiği, görevlinin ise “Başına ne gelir?” endişesi taşıdığı bir tablo istemiyoruz.
Polisimizin arkasında devletin gücünü, hukukun güvencesini ve milletin duasını hissetmesini istiyoruz.
Alınacak her türlü hukuki, idari, eğitimsel ve operasyonel tedbir konusunda vatandaş olarak üzerimize düşen desteği vermeye hazırız.
Devletimizin güvenlik güçleri güçlü olursa vatandaş kendisini güvende hisseder.
Polisimizin canı güvende olursa milletimizin canı güvendedir.
Rabb'im görev yapan bütün polislerimizi ve güvenlik güçlerimizi muhafaza eylesin. Yaralanan kardeşlerimize acil şifalar, ailelerine sabır ve metanet nasip eylesin.
Artık polisimizin canı yanmasın.
Artık polisimiz yalnız kalmasın.
Artık görev yapan polisimiz, devletinin gücünü arkasında hissetsin.
Selam ve dua ile,
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Duyuru Gazetesi
