07 Eylül 2026
  • İstanbul27°C
  • Ankara25°C

NASIL BİR YIL?

Talat Yavuz

07 Eylül 2026 Pazartesi 13:51

Yeni eğitim öğretim yılı başlıyor. Umarım öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz için başarılarla dolu bir yıl olur. Başlarken tayinler, atamalar, önlük mecburiyeti gibi dönemsel tartışmaların ötesinde, eğitime dair önceliklerimiz neler olmalıdır diye bakalım. Son iki yıldır en önemli gündemimizin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli olduğunu söyleyebiliriz. Devamında dijital çağın sunduğu imkânlar ve getirdiği tehditler bağlamında her yaştan çocuklarımızın geleceği ve eğitimdeki değişim dönüşüm ihtiyacı belirleyici ana konularımız olarak önümüzde durmaktır.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin, öngördüğü insanı yetiştirme serüvenindeki en önemli çıkmazı, yöneltilen ideolojik itirazlar, yetersiz öğretmen performansı ya da sayılan diğer unsurlar değil, yeni müfredata uygun kademeler arasındaki geçiş sisteminin ortaya koyulamamış olmasıdır.

Deneme sınavları, kurslar, kaynak kitaplarla yıkılmaz bir hâkimiyet kuran sınava dayalı eğitim sistemi, iyi niyetli birçok çabayı boşa çıkarmış, kaynaklarımızı ve çocuklarımızı heba etmiştir. Bu problemi çözemediğimiz müddetçe, beceri ve değerler üzerine bina etmeye çalıştığımız yeni arayışımız da korkarım aynı kaderi paylaşacaktır.

Salgın süreciyle tartışmaya başladığımız dijital çağ, yapay zekâ, büyük veri vs. yerine göre övdüğümüz yerine göre ise korktuğumuz bir gerçek olarak önümüzde durmaktadır. Hayatımızı kolaylaştırdığı kadar tehdit ettiği de bir gerçektir. Daha çok tehdit kısmını konuşuyoruz ancak ona ayak uydurmak adına da önemli arayış ve dönüşümleri yaşıyoruz.

Dijital çağın olumlu ya da olumsuz anlamda getirdikleri, giderek azalan çağ nüfusumuz ve tıkanan on iki yıllık zorunlu eğitim modelimiz bizi yeni arayışlara, dönüşümlere ve radikal uygulamalara mecbur bırakıyor. Bu anlamda okul öncesinden yükseköğretime, öğretmen yetiştirmeden okul mimarisine kadar değişim en önemli gündemimiz olmalıdır. Anadolu liseleri ile her ile bir üniversite politikamızın sonunun geldiğini görüyor ancak yüksek sesle konuşamıyoruz. Mesleki eğitimi dönem dönem yükseltiyor, ancak bir türlü hak ettiği yere getiremiyoruz.

Üniversitelerin kontenjanlarını kısıyor ancak problemi cesurca masaya yatıramıyoruz. Klasik üniversite diplomasına, mikro yeterlilikler ekliyor ancak yüksekokul ve fakülteleri olması gerektiği kadar dönüştüremiyoruz. Bu kadar derin ve geniş konuların yanında, her fırsatta dile getirfiğim iki önemli uyarı ile bitirelim. Gelin bu öğretim yılında, okul ve öğretmen dışında kimse proje yapmasın. Yapıyorsa, kimse kimseye projesiyle görev yüklemesin. Kendi emeğiyle, kendi çabasıyla projesini yapsın. Proje değil eğitim yapalım.

Öğretmeni sınıftan, müdürü okulundan almayalım. Bütün işleri merkezden yapmayalım. Yerele inisiyatif bırakalım, ancak kontrol edelim. Cumhurbaşkanlığının sosyal medya kullanımı ile ilgili çizdiği sınırları iyi anlayalım. Eğitimde başarının üç beş proje ile gelmeyeceğini, sosyal medyanın üretim değil tüketim unsuru olduğunu görelim.

Özetle yeni öğretim yılında sınav sistemi, dijital çağ ve eğitim sisteminde dönüşüm en önemli ödev olarak önümüzde duruyor. Bunları yapmadıkça, bu yıl oyunla eğitimi öne çıkaracağız hedefi, dijital oyunla geçirilen zamanı artıracak bir hedefe dönüşebilir.