14 Temmuz 2026
  • İstanbul26°C
  • Ankara29°C

MASKELER DÜŞERKEN…

Bülent Ertekin

14 Temmuz 2026 Salı 15:47

 

 

Bu memlekette banka soyanlar yüzlerini kar maskesiyle gizledi. Milleti soymaya kalkanlar ise çoğu zaman bir ideolojinin, bir sloganın ya da kutsal sayılan değerlerin arkasına saklandı. Çünkü bazı maskeler kumaştan yapılır, bazıları ise algıdan…

Bir şarkıda ne güzel söylenir:

"Havasına, suyuna, taşına, toprağına; bin can feda bir tek yurduna…"

Bu söz, milletimizin ruhunu anlatan bir haykırıştır. Bizler için bu vatan, uğruna can verilecek bir emanettir. Hatta bir değil, binlerce canımız olsa yine bu topraklara feda etmekten geri durmayız.

Bunun en büyük şahidi, 15 Temmuz gecesidir. O gece beli bükülmüş ihtiyarlar da vardı, daha çocuk denecek yaştaki gençler de… Ellerinde ay yıldızlı bayraklarıyla meydanlara çıktılar ve bütün dünyaya şu hakikati haykırdılar: "Ezan susmaz, bayrak inmez, vatan bölünmez!" O gece bu millet, içerideki ve dışarıdaki bütün ihanet odaklarına iradesinin satın alınamayacağını gösterdi.

Bugün ise başka bir imtihanla karşı karşıyayız.

Son günlerde kamuoyuna yansıyan gelişmeler, toplumun güveninin nasıl inşa edildiğini ve aynı güvenin nasıl istismar edilebildiğini yeniden tartışmaya açmıştır. Bir kişiyi sorgulanamaz hâle getirmek, onu eleştiriden muaf görmek ve "dokunulmaz" ilan etmek, en büyük yanlıştır.

Hukuk devletinde herkes masumiyet karinesinden yararlanır; kesin hükmü yalnızca bağımsız mahkemeler verir. Ancak kamuoyunun da şu soruyu sorma hakkı vardır: Bir insan hangi süreçlerden geçirilerek toplumun en güvenilir ismi ilan edilir? Bu algıyı kim üretir, kim besler ve bundan kimler fayda sağlar?

Asıl sorgulanması gereken budur.

Ne yazık ki bazı medya organları ve sosyal medya çevreleri, kişileri olduğundan büyük göstererek adeta birer "dokunulmazlık zırhı" oluşturabiliyor. Böyle zamanlarda kişiler kutsanırken devlet kurumları yıpratılıyor, toplumun güven duygusu örseleniyor.

Oysa devletler kişilerle değil, kurumlarla ayakta durur. Kurumların itibarını zayıflatmak, uzun vadede milletin ortak geleceğine zarar verir.

Hiç kimse eleştirinin üstünde değildir. Hiç kimse de alkışlarla masum, sloganlarla dürüst veya reklamlarla güvenilir hâle gelmez. Gerçek güven, şeffaflıkla ve hesap verebilirlikle kazanılır.

Unutulmamalıdır ki…

Algılar geçicidir, hakikat kalıcıdır.

Reklamın ömrü kısadır, adaletin hafızası ise uzundur.

Devlet bazen susar; fakat sustu diye görmüyor sanılmamalıdır. Sabır, devlet aklının en önemli vasıflarından biridir. Vakti geldiğinde hukuk işler, maskeler düşer ve gerçekler bütün çıplaklığıyla ortaya çıkar.

Bugün beklenen de budur.

Perde aralandığında kimlerin alkışlarla büyütüldüğü, kimlerin dokunulmaz ilan edildiği ve kimlerin bu algının mimarı olduğu daha net görülecektir.

Çünkü hakikatin en büyük özelliği şudur:

Er ya da geç, bütün maskeleri düşürür.

Selâm ve dua ile…