LAF DEĞİL İŞ ÜRETİYORUZ

Talat Yavuz
09 Şubat 2026 Pazartesi 11:26
Eğitim Bir Sen 66. Başkanlar Kurulu, yavru vatan Kıbrıs’ta toplandı. Daha önce de Memur Sen Genişletilmiş Başkanlar Kurulu olarak, konfederasyonumuza bağlı on ikinci sendikamız, Kıbrıs Türk Eğitimciler Sendikası, KIBTES’e misafir olmuş, sendikanın büro açılışının gururunu yaşamıştık.
Bizim için Kıbrıs, Türkiye’nin bir parçasıdır. Sahabe ve şehit mezarları, adanın tapusudur. Tarihi camileri, kalesi, çarşı pazarı bizim ruhumuzu yansıtır. Suç adası değil, sorumluluk adasıdır. Ülkemizin güvenliği için TCG Anadolu Gemisi neyse Kıbrıs da odur.
Kıbrıs deyince insanın içinde ne varsa, bilinçaltına ne yerleştirmişse dışına onu yansıtır. Kıbrıs’ta üç gün boyunca hem gündemimizi çalıştık hem de önemli ziyaretler yaptık. Cumhurbaşkanı ve büyükelçi ziyaretlerimizde adaya dair önemli istişarelerimiz oldu. Devletimiz, yaptırdığı Cumhurbaşkanlığı ve meclis külliyesini, Ankara’daki Millet Camisi mimarisinde güzel bir cami ile süsleyerek adaya damgasını vurmuş.
Eğitim müşaviri Mitat Tekçam, sadece resmi işleri deruhte etmekle yetinmemiş, Türkiye’nin ada vizyonuna uygun çalışmalar yaparak, Türkiye’den sağladığı birçok imkânı, sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde, öğrencilerin hizmetine sunmuş. Bilim ve teknoloji atölyeleri ve çeşitli kurslarla, adadaki her bir yavrumuzun, milli ve manevi değerlerle yetişmesinin ne kadar kıymetli olduğunu göstermiş.
Biz kendi çalışma takvimimiz ve yoğun gündemimizle ilerlerken, oluşan suni ve tali gündemlere de arada bir göz atıyor ve söylenmesi gerekenleri söylüyoruz. Ülkemizde, hala ithal zihin yapısıyla sendikacılık yapabileceklerini zannedenlerin Kıbrıs’taki yoldaşlarının neler yaptıklarını artık kamuoyu çok iyi biliyor. Onlardan bahsederek zaman kaybetmeyelim, sadece şunu not edelim ki bu tür sendikacılık Türkiye’de bitti, Kıbrıs’ta bitecek.
Ülkemize döndüğümüzde ise, iş değil laf üreten zihniyetin çıkardığı gürültüyle uğraşmaktan gerçek gündeme bir türlü yoğunlaşamadığımızı görüyoruz. Asrın felaketi, 6 Şubat depreminin üçüncü yılında, depremzedelere teslim edilen 450 bin konutun gururunu yaşayamayanların nasıl da basitleştiği her şeyi ortaya koyuyor. Aynı şekilde, sendikal mücadelede, problemden beslenenlerin ruh hallerinin iyice bozulduğu görülecektir. Gelişim raporları dediler çözüldü, öğretmen rotasyonu dediler tutmadı. Bakıyorum da ellerinde şimdilerde ne var diye, yine çözümü basit birkaç husus. Yeni yönetici atama yönetmeliği, anaokullarına sınıf öğretmenliği branşından idareci atanmasını getirmiş. Yeni bir durum, mahkemeye verdik, hukuk sürecinden geçecek ve tartışacağız. Ancak şu tavsiyemi paylaşmakta fayda görüyorum: Sınıf öğretmenliği branşından idarecilerimiz, muhtemel bir iptal durumunda, atanacak okul bulamayarak mağdur olma ihtimalini de göz önünde bulundurarak tercih yapmalıdır. Mülakat mağduriyeti çözülür, alan değişikliği Mart Nisan gibi yapılır, Ankara ve İstanbul’da akademiye yerleşen öğretmenlerin konaklama problemlerine çözüm üretilirse, cürümleri boylarından büyük olan küçük sendikaların kaşıyacakları bir gündem kalmayacak. Bakalım o zaman ne yapacaklar, merak ediyorum.
Bu arada unutmadan, bir dizi oyuncusu üzerinden çıkan tartışmayı da takip etmedik değil. Kim karar veriyorsa şu iki gerçeği unutmasın: Birincisi uyuşturucu partileri ve diğer rezillikleriyle, aylardır gündemden düşmeyen sözde sanat dünyasının, bu halleriyle gençlerimize, aile yapımıza, eğitim mücadelemize katkıları değil zararları dokunacaktır. Uzak dursunlar yeter. Deşifre olup zora düşenler, eğitim ve aile üzerine yoğunlaşan hassasiyetimiz üzerinden kendilerini temize çıkarmaya çalışmasınlar dikkatli olalım. Bir diğer husus ise yerli veya yersiz, her fırsatta Yusuf Tekin’e saldıranların kuyruk acısı eskilere, fetö tasfiye süreçlerine kadar gidiyor. Bu yarası eskilere fırsat vermemek adına çok daha dikkat edilmelidir. Bu saatten sonra bakan beyi kimin ziyaret edeceği, kiminle görüşeceğine dikkat edilmelidir.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Duyuru Gazetesi
