KATMERLİ MAĞDURİYET, MÜLAKAT!

Talat Yavuz
18 Mayıs 2026 Pazartesi 11:15
Sınava girdiler, kontenjan içindeydiler, mülakat sonrası atanamadılar, yerlerine daha düşük puanlı adaylar atandı, mağdur oldular. Yollara düştüler, hep beraber “çözülecek” dedik, aylardır çalmadığımız kapı, başvurmadığımız merci kalmadı, şimdi bildiğimiz bütün çözümler tükendi! Yeni sınava da çalışamadılar ve mağduriyet katmerlendi.
Peki, neden böyle oldu? Öğretmen alımında 2002 yılında KPSS, 2013 yılında ilave alan sınavları, 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası, 2016 yılından itibaren ise güvenlik kaygısı ile mülakatlar gündeme gelmişti. Gerekçe güvenlik olunca mülakatlarda amaç daha iyi öğretmen seçmek değil örgüt üyesi adayları atamamak olmuştu. Bu yöntem çok sağlıklı olmasa da karşılık bulmuştu.
Önceleri komisyonlara artı-eksi beş, daha sonra üç puan yetkisi verildi. Bu uygulama da tepki alınca, elenenlerin mahkemeye başvurduğu, puanlardaki ondalık kısmın otomatik yuvarlama yapıldığı uygulamaya geçildi. Akademi öncesi, 2023 KPSS puanı ve mülakatla son atama yapılacakken bir anda; “mülakatı, mülakat gibi yapacağız.” aşamasına geçildi.
Hiç gereği yoktu, zaten akademi tartışmaları başlamıştı. Adayların isimleri ile değil son anda verilecek kodla gireceği, sınav puanını komisyonun görmeyeceği, bir ders saati sürecek, örnek ders anlatımının yapılacağı, puanın hemen öğrenileceği vs. bir sistem çalışıldı. Sistem çalışıldı ancak yerleşik bir uygulama vardı. Komisyonlar özenli kurulamadı, uygulayıcılar eğitime alınamadı, yeni sistem çalışılamadı. Uygulama kâğıtta yazıldığı gibi olmadı, komisyonlar adayın puanını gördü, süre bir ders saati olmadı. Önceden prensip kararı alıp, eski alışkanlıkla sınav puanını mülakat puanı olarak veren komisyonlar olduğu gibi, tamamen özgün puanlayan komisyonlar da oldu.
Sonuçta iller, hatta aynı ildeki komisyonların puanları arasında uçurumlar oluştu. Sınav puanı ve yerleşik yuvarlama yöntemi uygulanmış olsaydı atamaya hak kazanacak adayın, hayatının kalan kısmını üzerine bina edeceği mülakatta, verdiği beş puan türünü doğru toplayıp yazamayan komisyonlar bile gördük mahkeme evraklarında. Karalamalar da cabası. Adaylar, aileleri, sendikalar, mahkemeler, siyasetçiler, gazeteciler. Eylemler, isyanlar, ağlamalar, mahkeme salonları. Herkes bir yerinden tutuyor ancak, adayların en son sığındığı, adaletine güvenmek istediği ve Türk milleti adına karar veren mahkemelerin, bu kadar ayan beyan ortada olan adaletsizliği nasıl görmediklerini anlayabilmiş değiliz. Sadece maddi hata ve karalama ile ilgili denetim yapan mahkemenin yaptığını, iki muhakkik okul müdürü de yapabilirdi. Samimiyetle çırpındık, çözüm için çabaladık.
Ek kontenjan verilsin dedik olmadı. İdari mahkeme dedik, üst mahkeme dedik, emsal karardan torba yasada istisna bir maddeye kadar zorladık. Muhalefet şovunu yaptı, bazı vekiller umut verdi, şimdi aldığımız son bilgi bizi suçlama aşamasına geçmişler. Bu problem çözülmelidir. Bu hak teslim edilmelidir. Bu adaletsiz uygulama böyle unutturulamaz. Ben hala aradan aylar, yıllar geçse de bir gün bu hak teslim edilecek diye düşünüyorum.
Bu yazıyı da bu inançla yazıyorum. Bir isyanı dile getirmek adına yazıyorum. Bir hak teslim edilecekse, bir yanlış düzelecekse, bir adaletsizlik ortadan kaldırılacaksa; partiyi, sendikayı, siyaseti, bitmez tükenmez hesapları bir kenara bırakın ve bir çözüm bulun. Danıştay’daki bir hâkim çıksın ve bir karar yazsın: “Bu mülakatlar şeklen hukuka uygun gibi görünse de uygulaması ve sonuçları itibari ile hukuka uygun değildir.
Sınav puanına göre kontenjana dahil olduğu halde elenen adayların mülakatları yeniden yapılsın.” Desin. Desin ve başından beri bu problemi çözmek için bizimle ve mağdur adaylarla sağlıklı diyalog kuran Personel Genel Müdürü Bülent Çiftçi atamaları hızlıca yapsın. Gelin bu ağır yükü bu gençlerimizin omuzlarından alalım ve hayatları boyunca bu duygu ile yaşamalarına seyirci kalmayalım.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Duyuru Gazetesi
