KAFANIZ KARIŞMASIN!•••

Talat Yavuz
05 Ekim 2026 Pazartesi 12:32
İşler iyi giderken, imkânlar, makamlar, lüks ve şatafat yerindeyken, hak ve adalet adına sesi çıkmayıp işler sarpa sarınca, kriz ve saldırı altındayken, dürüstlük abidesi kesilenleri, sözde eleştiri yapanları öncelikle susturmak, hatta kovmak gerekiyor. Fon vurgunu bu anlamda herkes için bir sınav niteliği taşıyor.
Zaman, yirmi beş sene önce olduğu yerde duranları, her dönem bedel ödeyenleri, işler iyi giderken yanlışları görenleri, uyaranları ve temiz kalanları dinleme zamanıdır.
Can sıksalar da çıkış buradadır. Önce kabul etmek, sonra da doğru adımları atmak gerekiyor.
Fon olayının ortaya çıktığı günden itibaren her kesimi, ne diyor, olaya nasıl yaklaşıyor diye özenle takip ediyorum. Üzülerek bir tespitimi paylaşmak isterim ki ülkemizde dolandırıcılık, vurgun vs. normalleşmiş, çaresizlikle kabullenilmiş; geriye sadece başörtülü bir siyasetçinin, bunun nasıl yapabildiği tartışmaları kalmış görünüyor. Soygunu sanatçı eşi yaparsa normal mi oluyor?
Hiçbir şey durup dururken olmuyor. Ortada şaşıracağımız, kafamızı karıştıracak bir durum yok aslında. Sorular değişse de sınav devam ediyor. Bu günlere geleceğimiz, başörtüsünün veya tesettür giyimin modaya uygun değişim sürecinden belliydi.
Çok derin analizlere, araştırmalara ve raporlara gerek yok. Çarşı pazara kulak verdiğimizde gerçeği görüyoruz. Bugün herkes savunma sanayisinden ulaşıma, eğitimden enerjiye atılan ne kadar başarılı adım varsa görüyor, hakkını teslim ediyor.
Bölgemizdeki gelişmeleri, savaşın kapımıza dayandığını ve bu şartlarda kimlerin ne yapabileceğini de görüyor. Ancak uyarısının da dikkate alınmasını istiyor. Emekli maaşlarının düşüklüğünü, hayat pahalılığını, sergilenen şımarıklığı, fon vurgunu gibi yolsuzlukları, işe alımdaki özensizlikleri, tuttuğu veya şehrinin takımına yapılan muameleyi vs. tek bir başlıkta değerlendiriyor; adalet.
Bir ülkede adalet teşkilatının başarısı, gece yarısı evlere yapılan jandarma baskınlarıyla değil kendini güçlü ve dokunulmaz görenlere karşı verebildiği kararlarla, caydırıcılığı ile ölçülmelidir. Değilse yapılan her operasyon, toplum vicdanında, adaletsiz uygulamaların, ihmallerin ilanından başka bir şey olmayacaktır. Bir gün normale döneceksek bunu da anlayabiliriz.
Ülkeye her alanda çağ atlatıp adalet terazisinde sınıfta kalmamak adına yapılacak çok şey var. En küçük ayrıntıdan başlayarak, vatandaşın devletle temasının her aşamasında kontrolü artırarak adaleti yeşertmek gerekiyor. Adaleti, sadece mahkeme salonlarında verilen kararlar olarak görüyorsak yanlışı baştan yapıyoruz demektir.
Kafamız karışmasın, uzun yıllar makam, mevki ve imkânlardan uzak kalanların bunlarla sınavı da yaşanması gereken bir süreçti ve gözümüzün önünde yaşanıyor. Şimdi bize düşen sesimizi yükseltmek ve adalet istemek olacaktır. Hepimize kolay gelsin.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Duyuru Gazetesi
