26 Ocak 2026
  • İstanbul17°C
  • Ankara12°C

İSTİKAMETİ KAYBEDEN KALBİN HİKAYESİ

Hasan Demirci

26 Ocak 2026 Pazartesi 14:29

 

Kısa bir film paylaşılıyor sosyal medyada. O filmin tesiriyle yazılar ve değerlendirmelerde yapılmış bolca. İşte tam da bu yüzden, bu sahneye bakarken izlediğimiz şeyin bir belgesel karesinden ibaret olmadığını; kendimizle, yönümüzle ve kalbimizin pusulasıyla ilgili derin bir hakikati ortaya koyduğunu ifade etmek istedim. 

Werner Herzog’un 2007 yapımı belgeselinde bir penguen için "Arkasında sürüsü, önünde deniz var… O ise dağlara gidiyor.” şeklinde bir cümle var. Yani ölümle yüzleşeceği muhakkak trajik yolculuğunun hikayesi var. Okuyunca insan etkileniyor tabi ki, düşündürüyor aynı zamanda. 

Çünkü anlatılan sadece Antarktika’da kaybolan bir penguen değil; aslında yönünü kaybeden insanın hikâyesi var. 
İnsan da bazen arkasında vahyi ilahiyi, önünde dosdoğru yolu bırakıp, kendi hevesinin peşinden gitmeyi “özgürlük” zannederek boşluğa doğru koşuyor adeta. 

Allah’ın gönderdiği din, tıpkı penguenin arkasında bıraktığı deniz gibidir: Hayat veren, besleyen, varlığı sürdüren bir kaynak. Mü’minler ise o insanı ayakta tutan, onu koruyan, istikamet ve emniyet halkası oluşturan bir topluluk. 

Sınır tanımayan, uzaklaşan insanı yönüne çevirseniz bile yine farklı yöne gidecektir. İkazlar fayda vermez, nasihat ona “baskı” gelir, hakikatler “ortaçağ zihniyeti” olarak görünür. Kur’ân’ın ifadesiyle, kalp artık istikametini yitirmiştir

“Onların kalpleri vardır, onunla kavramazlar.” (A‘râf, 179)

Penguen için bu bir “biyolojik arıza” olabilir; insan içinse bu, iman pusulasının bozulmasıdır.

Penguenin bu yalnız yürüyüşü, modern insanın dramını anlatır aslında. “Kimse bana karışmasın” diyerek dininden, ümmetinden, değerlerinden uzaklaşan insan da sonunda böyle bir yalnızlığa mahkûm olur. 

Başta bu yola çıkarken cesur ve asil bir yürüyüş yaptığını düşünür kişi. Fakat yolun sonunda bir acı bir bitmişlik ve tükenmişlik onu bekliyor. 

Bugün birçok insan, “sürü psikolojisine karşı çıkıyorum” der. Bilmezki aslında birlik beraberlik, insanı yok eden değil; insanı istikamette tutan bir rahmettir.

Belgeselde yürüyüş “trajik ama onurlu bir yalnızlık” olarak tarif ediliyor. Fakat insan için bu yol, trajik olmaktan öte telafisi zor sonuçlar doğuran bir sapmadır. Çünkü insan, penguen gibi içgüdüyle değil; akıl, irade ve sorumlulukla yürür. 

Dinden ve Müslümanlardan uzaklaşıp kendi kafasına göre hareket eden insan, yönünü şaşırmış o penguen gibi, kısa vadede “özgür”, uzun vadede ise dünyevi bir savruluşun ve uhrevî bir hüsranın eşiğine yürümüş olur.

“Kim Allah’ın zikrinden yüz çevirirse, onun için sıkıntılı bir hayat vardır.” (Tâhâ, 124)

İşte İstikamet dediğimiz, kaybedildiğinde fark edilen değil; kaybedilmeden korunması gereken en büyük nimettir.

Rabbimiz, kalplerimizi istikamet üzere sabit kılsın.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.