27 Temmuz 2026
  • İstanbul32°C
  • Ankara29°C

İMAM MAAŞLARINA TAKTIM KAFAYI!

Hasan Demirci

27 Temmuz 2026 Pazartesi 16:32

 

Kardeşler, son zamanlarda bazı kendini bilmezler, imamların maaşlarının toplumun her kesiminin verdiği vergilerden, hatta buna içilen içki, kerhanelerden alınan vergi, banka faizi vs.'den ödendiğini, bu maaşların çok yüksek olduğunu, herkesin buna karşı çıkması gerektiğini yazıp çiziyor.

Bununla yetinmiyor, Diyanet'in bütçesinin birçok bakanlıktan fazla olduğunu dillendiriyor. Peşinen söyleyelim, Diyanet'in bütçesinin merkezi bütçedeki payı yüzde 0,9'dur. Ama bütçenin yarısını Diyanet alıyormuş gibi bağırıp çağırıyorlar.

Bu tiplere cevap verilmez aslında, ama bunların yazdıklarından hareketle kanaat sahibi olan Müslümanları görünce bu konuda bazı gerçekleri paylaşmak gerekiyor.

“Arlı arından utanır, arsız korkuttum sanır.” misali, aslında kim kimin sırtından geçiniyor, kimin eli kimin cebinde, ona bir bakalım.

İmamlar gerçekten böyle boş konuşanların vergileriyle, alkol ve zina paralarıyla mı maaş alıyor, yoksa bu çirkin yakıştırmaları yapanlar mı din hizmetinde bulunanların sırtından geçiniyor, görelim bakalım.

Her bir imam hatip, Türkiye Cumhuriyeti'nin açtığı devlet okullarında okudu, KPSS'ye girdi, memur olma hakkını kazandı. 657 sayılı Kanun'a tabi memur oldu. Yani her biri emek verip sınavlara girip alın teriyle kazandı ve imamların, doğrusunu söylemek gerekirse onların verdiği vergiden maaş almadıklarını söyleyebiliriz.

Türkiye Cumhuriyeti devleti yoktan var olmadı; Osmanlı'nın devamıdır. Devletimiz 97 yaşındayken itfaiye 307, polis 176, TSK 180 yaşındadır. Kurumlarımız bile devletimizden daha eskidir.

1920'de Evkaf Vekâleti kuruldu (Vakıflar Bakanlığı gibi düşünebilirsiniz). Kısa süre sonra Şer'iye ve Evkaf Vekâleti ikiye ayrıldı:

Müslümanların din hizmetleri Diyanet İşleri Başkanlığı'na, gelir getirici vakıflar ise Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne verildi.

Osmanlı'da imamlar, cami ve tekkeler adına kurulmuş vakıflardan maaş alırlardı. Cumhuriyet'le birlikte gelir getiren vakıflar Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne, imamlar ise Diyanet'e bağlandı; her iki kurum birbirinden ayrıldı.

Devlete geçen yaklaşık 52 binden fazla gelir getiren vakıf var. Bu, on milyonlarca liralık (dönemin parasıyla) bir servet demektir. Bu paraların tamamı Müslümanlara aittir ve şu anda Vakıflar Genel Müdürlüğü üzerinden devlet kasasına girmektedir.

Müslümanlar bu vakıf gelirlerini imam maaşları, cami onarım-bakım, ısıtma-soğutma gibi masraflar için kullanıyorlardı.

Sadece Ayasofya'nın yaklaşık 1500 dükkânı, kervansarayları, hanları, hamamları ve sayısız tarlaları mevcut idi.

Benzer şekilde tüm camilere ait sayısız dükkân, arsa ve vakıf da Müslümanlara aitken, ister kasten deyin, ister sehven deyin, bunların tamamı devlet bütçesine girmiştir.

Asıl doğru ve acil olarak yapılması gereken, bu gelirlerin tamamının Diyanet'e aktarılmasıdır. O zaman Diyanet kendi bütçesi ile kendini döndürür.

Müslümanlar bu malları bağışlarken, “Şu dükkânı Ayasofya Camii'ne vakfettim; geliri imam maaşına, ısınma-soğutma, onarım ve diğer masraflara gitsin.” şartıyla vermiştir.

İstanbul Fatih'te mezarlıklar ve gayrimüslim ibadethaneleri hariç neredeyse bütün Fatih, Üsküdar'daki yaşadığımız yerler, kullandığımız dükkânlar, Mısır Çarşısı, Eminönü Yeni Camii... Hepsi Müslümanların başta imam maaşları olmak üzere, cami ihtiyaçları için vakfettiği gelir getiren mülklerdir. Bunlar devlete ait değildir.

“Bilmeden, 'Vergilerimle maaş alıyorsunuz.' demeyin.” Elhamdülillah, bugün devletten tek kuruş maaş alan yok diyebiliriz. Müslümanların kurduğu sistem hâlâ devam ediyor; o paralar devlet bütçesine giriyor, oradan da imamlara çok küçük bir pay ayrılıyor.

“Biz imam maaşlarını ödemek istemiyoruz.” diyenlere: Siz Müslümanların mallarını kullanıyorsunuz. Hastanelerin çoğu vakıf hastanesidir; yollar, köprüler, kütüphaneler, girdiğiniz Kapalıçarşı, kullandığınız bahçeler, tarlalar, Süleymaniye, Fatih gibi camilerin çevresi...

Bunlar Müslümanların kanıyla suladığı topraklarda, onların vakıflarıyla var.

Elleriniz Müslümanların cebinde, sırtlarından geçinip refah içinde dolaşıp, sonra “İmam maaşını ödemek istemiyoruz.” demeye cüret ediyorsunuz.

Gerçek şu: İmamlar aslında sizin vergilerinizle maaş almıyor. Müslümanların kurduğu vakıflardan gelen paralar devlet kasasına giriyor, oradan onlara okyanusta bir damla misali bir pay veriliyor.

Tarih bilmeden, haddinizi bilmeden konuşmayın.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.