HAK VE VAZİFE

İbrahim Ciminli
01 Ocak 2026 Perşembe 14:51
Hak ve Vazife kavramları birbirini tamamlayan iki değerdir.
İnsanın doğuştan gelen hakları vardır. İnsan olarak ve vatandaş olarak, birey olarak, aile içerisinde fert olarak, hak ve vazifelerimiz vardır.
Anne-babanın hakları olduğu gibi vazifeleri de vardır. Çocukların da aynı şekilde hem hakları hem de görevleri vardır. Her ülke vatandaşlarının da hakları olduğu gibi görevleri de vardır.
Sürekli haklarından bahseden bir kimsenin, ya da vatandaşın, vazifesini yapmadan sürekli alacaklarından bahsetmesi sonuç vermiyor. Çünkü vazifelerini yapmayan, başkalarının haklarına saygılı olmayan bir ferdin, istediği hakları elde etmesi çok zordur. Haksızlığın hak olarak bilindiği bir toplumda huzurun ve istikrarın olması beklenemez.Vermeden almak mümkün değildir.
Mesela, ülkemizde huzur, barış ekonomik refah istiyoruz, ancak kendi dilimiz hep olumsuz ve yıkıcıysa bu nasıl olacak? Diken ekenin gül toplaması mümkün müdür? Kavgadan ve toplumsal kamplaşmadan beslenenlerin, hoşgörü ve barıştan bahsetmeleri de bir ironidir.
Sürekli başkalarının yanlışlarını konuşan fakat kendi hatalarını hiç görmeyen ve düzeltmeyen insanların promlemlerin bir parçası oldukları da bir gerçektir. Negatif söylem, olumsuz fikir ve davranışlar toplumsal huzuru tahrip eder, istikrara darbe vurur. Böyle düşünceye sahip olan insanlar en başta kendilerini hasta ederler, ruhsal problemler yaşarlar.
Diğer taraftan maaşların yüksek olmasını istemek bir haktır, ancak sürekli ithal ürün tüketerek, maaşların artmasını istiyorsak bu da mümkün değildir. Yabancı ülkelerin ürünlerini alarak, onların sanayisine ve ekonomisine destek vererek, onların hazinesine para gönderip, bizim hazineden yüksek maaş beklemek de boş bir beklentidir, çünkü bu mümkün değildir. Maaşların yeterli miktarda olması bir hak'tır ancak herkesin vergisini ödemesi ve tüketimde yerli ürünleri tercih etmesi, devletin ve milletin malını gözü gibi koruması da bir vazifedir. Bu ayrılmaz ikili tek başlarına kalınca anlamsızlaşıyor.
Her nimetin külfeti de vardır. Zorluklara katlanmadan başarı elde etmek ya da imkanlar kazanmak mümkün değildir. Kurallara, kaidelere ve kanunlara kendisi uymayan bir kimsenin başkalarından bunları beklemesi beyhudedir. Üzerimize düşen görevleri yerine getirdikten sonra haklarımızı da tabii ki savunacağız ve koruyacağız. Haksızlık yapılıyorsa buna da engel olmak için elimizden geleni yapacağız. İşte o zaman ülkenin birliğine, bütünlüğüne, barışına, huzuruna ve kalkınmasına büyük destek vermiş oluruz.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Duyuru Gazetesi

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.