03 Ağustos 2026
  • İstanbul27°C
  • Ankara33°C

EĞİTİM BİR SEN YAPAR

Talat Yavuz

03 Ağustos 2026 Pazartesi 11:43

 

Eğitim Bir Sen yapar. Kovalar, takip eder, ısrar eder ve çözer. Diğerlerine ise çaresizce iki seçenek kalır: Biz yaptık derler, tutmayınca da ne var bunda diyerek değersizleştirmeye çalışırlar. Biz yaptık demekle ne var bunda demek arasındaki çaresizlik kaderleri olmuştur.

Üniversite idari personelinin karşılıklı yer değişikliği talebi önemli bir kazanım ve büyük bir adımdır. Sadece bu kazanımımızla ilgili merdiven altı sendikaların yaptığı paylaşımlara bakınca bile ne demek istediğim anlaşılacaktır. Yaklaşık üç yıldır YÖK ve Cumhurbaşkanlığı arasında adeta mekik diplomasisi yürüttük.

Toplu sözleşme masasına taşıdık, ısrar ettik. Her defasında, “üniversiteler özerk bütçeli kurumlardır, bakanlıklara benzemez.” tepkisini aldık. Yılmadık ve ikinci kez koparıp aldık. Şimdi geliştirilmesini talep ve takip ediyoruz. Becayişin çok ötesinde birçok parametreyi ve talebi içeren bir sisteme doğru yol alıyoruz. Bu konuda her ziyaretimizde talebimize olumlu yaklaşan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ve YÖK Genel Sekreteri Dr. Batıkan Aksoy’a teşekkür ediyorum.

Sendikalar hak arama, hakkı teslim etme, problem çözme, kazanım üretme, doğru ve güzel olana destek olma, kötü ve zararlı olana ise karşı olmayı ilke edinmesi gereken kurumlardır. Merdiven altı sendikalar, kazanımlarımızı sahiplenmeyi veya değersizleştirmeyi bırakıp, hakkımızı teslim etmeyi başarabilseler, üyeleri nezdinde daha büyük beğeni alacaklardır. Üyeleri, “bizimkiler bir şey yapamıyorlarsa bile en azından hakkı teslim edecek erdeme sahipler.” deyip yöneticilerinin dürüstlükleriyle övünecekler. Üniversitelerde çok gündemimiz ve alınacak daha çok yolumuz var. Maalesef toplu sözleşme kazanımımız olan uygulamaları bile hayata geçirmemekte direnen üniversite yönetimleri var. Hâlbuki üniversiteler bu konularda öncü ve örnek olmalıdır. Üniversitelerimize yakışan uygulama, lojman komisyonlarında ve disiplin kurullarında sendika temsilcisi olmasını engellemek değil; yaptığı doğru, adil ve yasal uygulamaların açık denetimi ve kamuoyuna duyurulmasını sağlamak isteyen üniversite yönetimlerinin kendilerinin talep etmesidir. Kurulları demokratik ilkeler ve yasal düzenlemeler çerçevesinde çalıştıran üniversite yönetimlerimize teşekkür ederken beklentimiz üniversitelerimizin araştırmalarıyla, uygulamalarıyla diğer kurumlarımıza örnek olmalarıdır. Üniversiteler, topluma yön verecek, geleceğe ışık tutacak, hoşumuza gitmese de gerçekleri bugünden ortaya koyacak çalışmalar yapan kurumlar olmalıdır. Akademik özgürlük ve özerkliği, sadece mezuniyet törenlerine yansıyan üzücü tabloların ortaya saçılmasında değil, toplumun faydasına işlere yansımasında da görmek istiyoruz. Keşke doğum oranındaki dramatik düşüşü, yok olmaya giden ivmeyi otuz kırk yıl önceden bir hocamız ortaya koyabilseydi.

Yüz yıllık küresel proje, doğum kontrol uygulamalarının bizi bugünlere getireceğini görebilen bir makale yazılabilseydi. “Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!” diyebilseydi birilerimiz. Hala buna ihtiyacımız var. Modern çağa teslim olan değil bugünün bütün yanlışlarına meydan okuyacak ve gerekirse bedel ödeyecek duruşlara, çıkışlara ihtiyacımız var. Hocalarımızdan bunu bekliyoruz, bu yolda üniversitelerimizi yanımızda görmek istiyoruz. Vesayetten ve ithal fikirlerden çok çektik.