04 Nisan 2025
  • İstanbul10°C
  • Ankara13°C

DOĞRULARIN YALNIZLIĞI VE YANLIŞLARIN ÇEKİCİLİĞİ

Hasan Demirci

22 Mart 2025 Cumartesi 17:38

Tarih boyunca hakikati dile getirenler, en güvenilir ve en dürüst insanlar dahi olsalar, yalanlanmış, hor görülmüş ve hatta susturulmaya çalışılmışlardır.

Bunun en büyük örneklerinden biri, “El-Emin” yani “Güvenilir” lakabıyla anılan Rasulullah (s.a.v.). Efendimizdir. Mekke halkı, O’nun hayatı boyunca kimseye yalan söylemediğini, kimseye haksızlık etmediğini çok iyi biliyordu. Ama ne zaman ki insanları Allah’ın birliğine çağırdı, putları reddetti, adaleti savundu, işte o zaman O’nu yalanlamaya, iftiralar atmaya ve hatta öldürmeye kalkıştılar.

Bu durum sadece O’nun zamanına ait bir gerçek değildir. Ondan önce bütün Peygamberlerin ve onların yolunda yürüyenlerin başına gelmiştir benzer hâdiseler.

Bugün de doğruların yalnız kaldığını, yanlışların ise alkışlandığını görüyoruz. Sahtekârlar, dalkavuklar, çıkarcılar en önde yer alırken, dürüst insanlar karalanıyor, itibar suikastına maruz bırakılıyor.

Kendi menfaatleri için her yolu mübah görenler baş tacı edilirken, erdemli olanlar dışlanıyor. Çünkü doğruluk; insanın vicdanını harekete geçirir, rahatını bozar, değişimi zorunlu kılar. Oysa çoğu insan, gerçeğin sarsıcı yüzüyle yüzleşmektense, kendisini kandıran yalanlara sığınmayı tercih eder.

Hayatımda yaşadığım en acı tecrübelerden biridir. Bir işi için bana gelen birisini ne dedimse ikna edemedim ve can alıcı soruyu sordum. Sana hoşuna giden yalan mı söyleyeyim yoksa hoşuna gitmeyecek doğruyu mu? Dedi ki hoşuma giden yalanı tercih ederim.

İşte bugün dünyada samimiyet, sadakat, adalet gibi değerler ayaklar altına alındıkça, sahte kahramanlar çoğalıyor. İnsanlar; çıkarına uygun konuşanı, gerçeği söyleyenden daha fazla dinliyor. Kolay yoldan kazanç sağlayanı, alnının teriyle kazananın önüne koyuyor. Hatta adamın cebinden çaldığı parayla adama tatlı ikram ediyor ve bundan iyisi yok diyor. Çünkü yanlışlar, süslü ambalajlarla, hediye paketlerinde sunuluyor; doğrular ise çoğu zaman sabır ve fedakârlık gerektiriyor. Bazen de acı bir reçete sunuyor.

İlk başta verdiğim örnekten hareketle diyebilirim ki hakikat, kalabalıkların akışına ve alkışına ihtiyaç duymaz. Yüzyıllardır değişmeyen bir gerçek var. Doğru olan, sonunda kazanır. Çünkü Tevbe sûresi 119 da "Allah doğru olanlarla beraberdir". buyurulmaktadır. 

Hz. Peygamber’e karşı çıkanlar, O’nu susturmaya çalışanlar tarih sahnesinden silindi ama O’nun davası kıyamete kadar devam edecek. Bugün de hakikatin yalnız olduğunu görmek bizi umutsuzluğa düşürmemeli. Önemli olan, kalabalıkların değil, hakikatin, vicdanımızın peşinden gitmek ve doğru bildiğimiz yolda sabırla yürümektir.

Çünkü hakikat, zamanın imtihanına dayanır. Ve her zaman en büyük zafer, sabredenlerin olacaktır.

Selam ve dua ile

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.