24 Haziran 2026
  • İstanbul28°C
  • Ankara26°C

DİKKAT!.. NÜFUS!..

İbrahim Ciminli

24 Haziran 2026 Çarşamba 10:21

 

Nüfus artış oranımız  hızla düşüyor. Bugün itibariyle nüfus artış oranı 1,34.
Nüfusun kendini yenilemesi için bu oranın 2,1'in üzerinde olması gerekir. 

Türkiye’de nüfus planlaması yani nüfusu azaltma çalışmaları 1960’lı yıllarda başlamıştır. Aslında adı itici olmasın diye planlama denilmistir, gerçek amaç nüfusu yok etmek, doğmadan ortadan kaldırmak demektir. Bu sinsi ve yumuşak müdahale ile, bize savaşlarda kaybettiğimiz insanlarımızdan yüzlerce kat daha fazlasını kaybettirdiler. Bunun adı yumuşak katliamdır. Beyinleri yıkayıp uyuşturarak, neslin köküne kibrit suyu dökmektir.

1920–1960 arası: Cumhuriyetin ilk yıllarında devlet politikası “nüfusu artırma” yönündeydi. Çünkü çetin ve uzun süren savaşlardan çıkan Osmanlı Devleti'nin devamı olan Türkiye’nin nüfusu azalmıştı.

1950’li yıllarda Menderes döneminde sağlık alanındaki iyileşmelerle birlikte  bebek ölüm oranları azaldı, doğum oranları artmaya başladı.

1 Nisan 1965  nüfusa müdahale konusunda dönüm noktasıdır. “557 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun” İnönü'nün başbakan olduğu hükümet döneminde bu tarihte kabul edildi. Bu kanunla ilk defa gebeliği önleyici yöntemler yasal hale getirildi ve aile planlaması resmi bir devlet politikası oldu.

1970’ler sonrası, sağlık ocakları ve hastaneler bünyesinde aile planlaması çalışmaları yaygınlaştırıldı. Dışarıdan fonlanan bazı dernek ve vakıflar Türkiye'nin nüfusunu frenlemek ve  azaltmak için; bir kısım siyasetçileri, kamu brokrasisini, sağlık görevlilerini, medyayı, basın- yayın araçlarını kullandılar, reklamlar verdiler bu şekilde genel politikayı, halkın düşüncelerini etkileyerek "nüfus planlaması" adı altında sinsi ve yoğun faaliyetler yürüttüler. 

27 Mayıs 1983 tarihinde  2827 sayılı “Nüfus Planlaması Hakkında Kanun” çıkarıldı. Bu tarihte görevde olan 12 Eylül 1980 darbe hükümeti Başbakanı Bülent Ulusu ve henüz meclis yok, askeri cunta yönetimi var. Bundan sonra doğum kontrol yöntemleri çeşitlendi, gönüllü sterilizasyon ve kürtaj (belirli haftalara kadar) yasal hale getirildi. Nüfus artışı aleyhindeki propagandalar yoğunlaştırıldı.

Son yıllarda nüfusumuz rakamsal olarak artıyor gibi görünse de oran olarak artmıyor, azalıyor. Nüfus artış oranımız hızla düştü ve bu düşüş tehlikeli bir şekilde devam ediyor.

Hem 60 askeri darbesinden sonra, hem de 1980 askeri darbesinden sonra Nüfus planlamasıyla ilgili kanunlar çıkarılmıştır. Yani "askeri darbeler ve müdahaleler çeşitli bahaneler uydurularak yapılmış ancak esas darbeyi nüfusa vurmuştur, zaten en önemli amaç da buydu."  Belki darbeyi yapanlar bile bunun farkında  değillerdi. Şimdi bu darbelerin dış düşmanlar tarafından niçin organize edildiği  net bir şekilde görünmektedir. Artık nüfusu planlayalım, artışı durduralım diye yola çıkılan Türkiye'de; ipin ucunun nasıl kaçtığını, gerçek sebeplerinin neler olduğunu daha iyi anlıyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın yıllardan beri en az üç çocuk olmalı mesajlarına rağmen Nüfus artışı konusunda Avrupa 'nın gerisine düştük. Savaşa girseydik bu kadar zayiat vermezdik. Bu konu üzerinde ciddi ciddi düşünmek lazım. Tehlike çok büyük.
Filmlerde, televizyonlarda, sosyal mecra platformlarında olumsuz algılar oluşturulmakta, evlilik kötü gösterilmekte, çarpık ilişkiler, haramlar, aileyi tahrip eden bütün kötülükler, yıkıcı sosyal medya içerikleri gençliğimizin ve milletimizin beynine zehirli şerbet gibi içirilmektedir. Milletimize, nüfusumuza, aileye yapılan bu tahribatlara karşı hem devlet, hem de millet olarak ciddi tedbirler almalıyız. Çünkü konu artık milli güvenlik meselesi haline gelmiştir. Bu konuda öncelikle nüfus artışını teşvik eden yeni bir kanun çıkarılarak eski kanun ve düzenlemeler tamamen yürürlükten kaldı

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.