BURAYA NASIL GELDİK?

Talat Yavuz
12 Ekim 2026 Pazartesi 14:26
Okullarımızda arka arkaya üzücü olaylar yaşanıyor. Karanlık eller, elimizden alıp götürdüğü yavrularımızı, adeta bir zombiye dönüştürüyor ve öğretmen, öğrenci fark etmeden üzerimize salıyor.
Dijital ortamda kim, neden, nasıl yapıyor, devletimizin ilgili birimleri mutlaka çalışıyordur ancak, bütün bunlar eğitimciler olarak bizim, görüp de çözüm için geç kaldığımız problemlerimizi, daha cesurca ve açık yüreklilikle tartışmamıza engel değildir.
Ne yazık ki yanlışlar silsilesinin en başında, öğretmenin göz ardı edilmesi geliyor.
"Öğrenci merkezli eğitim" rüzgârı bizde, öğrenciyi şımartmak, öğretmeni kenara itmek olarak tezahür etti. Şimdi bunu düzeltmek çok kolay olmuyor. Eğitimde başarıyı, sınav başarısı olarak gördük, okul cephelerini güzel davranış gösteren öğrenci listeleri ile değil yüksek puan alan öğrenci listeleriyle süsledik. T
erbiyeli, sorumlu, çevreye duyarlı, büyüklere saygılı, ahlaklı, temiz yürekli... olmanın hiçbir kıymeti kalmadı. Eğitimi, çoğunlukla eğitimci olmayan bakanlara, bürokratlara teslim ettik, faturayı ise hâlâ kıyafetini tartışabildiğimiz öğretmene kestik. Devlet televizyonlarından, iktidara yakın medya kanallarından kanlı, bıçaklı, silahlı, mafyalı, öğretmenle dalga geçen diziler yayınlanmasına ne yazık ki engel olamadık, olamıyoruz. On iki yıllık zorunlu eğitim tartışmasını; iddiası ve kapasitesi olan öğrencilerimizi, iddiası ve kapasitesi olmayan, okulda tutulması akran zorbalığından başka işe yaramayan arkadaşlarından koruyacak sistem değişikliği ile sonuca ulaştıramadık.
Çok önemli kararları, ehil ve eğitimci olmayan ellerde, yeteri kadar tartışmadan hızlıca verdik. En küçük hatanın bile telafi edilemeyeceği, okula kayıt yaşı, ilkokul/ortaokul ayrımı gibi hayati konularda bile eğitim cinayeti sayılabilecek kararlar verdik. Velileri şımarttık, öğretmen ve idarecileri, velilerin oyuncağı yaptık. Öğretmene CİMER üzerinden iftira atan veliye hesap sorabilecek bir mülki amire rastlamadık.
Okullara bütçe ayırmayan sistemi sorgulayamadık, belediyelerde yaşananlardan sonra bile bu kaynağın bir kısmını okullara aktaralım diyemiyoruz ancak okul müdürlerini yıldırım hızıyla cezalandırabiliyoruz. Bari şimdi aklımızı başımıza alalım, gereksiz projelerle, eğitim değeri olmayan, kalıcı da olmayacak boş uğraşlarla zaman kaybetmeyelim.
Gelin artık taraflı tarafsız her eğitimcinin söylediği, katıldığı, isyan ettiği konularda sonuca gidecek adımlar atalım:
● 12 yıllık zorunlu eğitimi,
● Kademeler arasındaki geçiş sistemini,
● Norm Kadro, Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme sistemini, (Rehber öğrermen ve idareci normunu)
● Disiplin Yönetmeliklerini,
● Okulların bürçe problemlerini,
● Öğretmen yetiştime sistemini,
● Sosyal medya yasasını, televizyon yayınlarını çalışalım,
Artık konuşmayalım, çalışalım ve sonuç alalım.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Duyuru Gazetesi
