21 Eylül 2026
  • İstanbul25°C
  • Ankara25°C

BİZE GELENLER, BİZİM GÖRDÜKLERİMİZ!

Talat Yavuz

21 Eylül 2026 Pazartesi 12:13

 

 

Okullar açıldı, PISA 2025 başarısı ile güzel bir başlangıç da yaptık. Nasıl başlarsa öyle gider diye umutlanmıştık ancak bir hafta boyunca bize gelenler ile bizim gördüklerimiz, bazı konuları yeniden değerlendirmeye ihtiyaç olduğunu gösteriyor.

Öncelikle bakanlığın “merkezden yönetim” tercihini, bu tercihin uzun vadede ne getirip ne götüreceğini tartışmalıyız. Biriken devasa problemlerin üzerine kısa sürede sert önlemlerle gidilmesi, sendikalarla karşı karşıya gelinmesi de yeni gündem başlığımız olacak gibi duruyor. Öne çıkan tartışmalara baktığımızda, yetkililer ve tartışmaların tarafları olarak hepimizin, bazı gerçeklerle yüzleşme zamanının geldiğini gösteriyor. Biz kabul etmeliyiz ki önlük tartışmalarının temelinde özensiz giyimler var. Yine görmeliyiz ki MEB İMES uygulaması, koordinatörlük görevlerindeki aksaklıklar, yaşanan iş kazaları ve can kayıpları üzerine geliştirilmiş.

Yetkililer kabul etmeli ki mazerete dayalı yer değişikliği taleplerinin karşılanamaması, yüksek puanla çakılı kalanlar ve atama bekleyen yüzbinler, uzun yılların ihmali, sistemsizliğin sonucudur. Yine her yıl işlemeyen bir sistemin sonucu olarak, illerde yapılan görevlendirmelerin merkeze alınması, ilk hafta birçok aksaklığa sebep olmuş, bir tarafta görev bekleyen öğretmen, diğer tarafta öğretmen bekleyen sınıflar görüntüsüne sebep olmuştur.

Yine yetkililer kabul etmeli ki kayıt parası ve bağış tartışmaları, işi abartan az sayıda okul idaresi probleminin ötesinde, bütçe oluşturulamayan okullar gerçeğinin yansımasıdır. Çözümü ise her fırsatta faturanın okul müdürlerine kesilmesi, spor salonlarının merkezden kiraya verilmesi, sınıfların ve öğretmenlerin merkezden belirlenmesi değil, okullara yeteri kadar bütçe ayrılmasıdır.

Örnekleri çoğaltabiliriz, ancak işleri kör döğüşüne dönüştürmeden, soğukkanlı kalıp, uygulanabilir en doğru sistemi kurmak gerekiyor. Bize gelen talep ve sitemlerin temelinde, yaşanan belirsizlik ve il emri gibi her yıl uygulanan anlık tedbirlerin olduğunu gösteriyor. “Her yıl il emri veriliyordu, biz de buna güvenerek bütün planımızı yaptık, evimizi taşıdık, şimdi ne yapacağız?” sorusu tam da bu gerçeği ifade ediyor. Eğer hep beraber çalışırsak, gözyaşları içinde yarım kalan telefon görüşmelerinin, "doğacak ikiz bebeklerime burada nasıl bakacağım?" sorusunun, çok önceden verilmiş cevaplarını mutlaka bulabiliriz.

Bu arada ayrıcalıklı sınıf olarak görülen hakim, savcı ve asker eşlerinin istisna tutulan atamalarına son verecek yöntem mutlaka bulunmalıdır. Bu tartışma çalışma barışını bozacak şekilde gündene oturmuş durumdadır. Okul güvenliği bitmeyen gündem maddesi olarak önümüzde duracaktır.

Bütün dünya alem biliyor ki Maraş’ta üzücü olayın yaşadığı okuldaki idareci ve öğretmenleri cezalandırmanın, problemin çözümüne zerre kadar katkısı olmayacaktır. Gelin hep beraber çalışalım. Bütün sistemi gözden geçirelim. 1999 model norm, 1982 model kıyafet yönetmeliğini güncelleyelim. Seçmeli derslerin bütün norm sistemini nasıl bozduğunu, toplum nezdinde çözülen başörtüsü probleminin kıyafet düzenlemelerini nasıl zaafa uğrattığını görelim. Artık bu yasağı, değil mevzuattan zihinlerden kazıyıp yok etme zamanı gelmedi mi? Gelin yılların ihmalinin, popülist uygulamalarının, plansızlığın, öngörüsüzlüğün yükünü, meslek hayatının başındaki genç öğretmenlerin, annelerin, bebeklerin sırtına yüklemeyelim.