08 Eylül 2026
  • İstanbul26°C
  • Ankara26°C

ASYA’NIN EN BATI UCU BABAKALE (BABABURNU)

Önder Güzelarslan

08 Eylül 2026 Salı 15:55

 

 

Çanakkale denilince eminim bir çoğumuzun aklına ilk anda Tarihi Yarımada gelir. Ancak Çanakkale’nin bir özelliği daha var ki bu belki birçok kimse tarafından bilinmez. Çanakkale aynı zamanda Asya Kıtası’nın bitim noktası yani en ucu. Şöyle Türkiye haritasına bir baktığınızda ve harita üzerinde parmağınızı batıya doğru kaydırdığınızda karanın bitip artık Ege Denizi’nin uçsuz maviliğinin ve güzelliğinin başladığı nokta Babakale olarak adlandırılır ve bu nokta hem Türkiye’nin hem de Asya kıtasının en batı ucudur. 

Osmanlı döneminde bir dönem korsanların kol gezdiği bu yerde yöre halkının korsan zulmünden bunalması sonucu Osmanlı devleti buraya bir kale inşa etmiştir. Osmanlı döneminde inşa edilen son kale olma özelliği olan bu kaleyi bir deniz seyahati sırasında fırtınaya yakalandığında buraya sığınan Sultan Üçüncü Ahmed'in emriyle Kaptan-ı Derya Kaymak Mustafa Paşa 1723'te inşa etmiştir. Bu sebeple Asya’nın en batı ucu Babakale olarak isimlendirilmiştir. Buranın bir başka ismi de Baba Burnu’dur. Bu isim ise rivayete göre bir Osmanlı gemisinde vefat eden Bektaşi dervişi Sultan Baba isimli bir zatın bu kıyıya defnedilmesi sonucunda, denizcilerin buraya "Baba Burnu" demeye başlamışıyla böyle bir ismi de olmuştur. Ancak daha ziya de kaleden dolayı yerleşimin adı Babakale olarak biliniyor. 

Ayvacık ilçesine bağlı Behramkale (Assos) köyünün batısında yer alan ve Gülpınar köyünden sonra gelen Babakale’de yaklaşık 600 kişinin yaşadığı söyleniyor. Babakalenin burnunda bir deniz feneri var ve geceleri Ege'nin bu en batı çıkıntısından Midilli’ye ışık gönderir. Buradan neredeyse kolunuzu uzatsanız Midilli’ye uzanacak kadar yakın Midilli. 18. yüzyılın başlarında korsan saldırıları artınca yöre halkı Osmanlı Devleti’nden yardım talep etmiş bunun üzerine Padişah Sultan Üçüncü Ahmet korsan saldırılarına karşı bir kale yapılmasını emretmiş. 

Kalenin yapımı sırasında köyde su bulunmamaktadır. Beş kilometre uzaktan su hattı çekilerek limana bir çeşme yapılmış ve böylelikle köy suya kavuşmuştur. Öte yandan bu mühendislik çalışması sayesinde Osmanlı donanması da önemli bir lojistik avantaj elde etmiştir. Sefer öncesi hazırlık yapan gemiler, bu noktadan su ve erzak temin ederek yolculuklarına başlamıştır. Bu yönüyle Babakale, Osmanlı denizcilik tarihinde kritik bir ikmal noktası olarak dikkat çeker.

Kale çevresinde yer alan tarihi mezarlar, bölgenin kültürel dokusunu tamamlıyor. Çoğunluğu Osmanlı dönemine ait olan bu mezarlar, geçmişin izlerini günümüze taşımaya devam ediyor. 

Ayvacık ilçesine bağlı bu şirin köy bugün bir küçük balıkçı köyüdür. Asya kıtasının en batı ucunda yer alan bu köye geldiğinizde artık arkanızda koskoca bir kıta geride kalmış demektir. Bundan sonra önünüzde adalarıyla, güzelliğiyle büyüleyen masmavi suyuyla insanı deryalara daldıran Ege Denizi ve o denizin içinde Babakale’yi her gün selamlayan Midilli’yi görürsünüz. Babakale'yi Çanakkale'nin diğer köylerinden ayıranda budur aslında. Burası bir "uç nokta"dır. Coğrafi konumuyla Çanakkale’ye bir başka anlamda katıyor. Denizcilerin yüzyıllardır rota tuttuğu Babakale, bir diğer adıyla Baba Burnu Osmanlı'nın buraya inşa ettiği kaleyle, taşa kazıdığı son sınır karakoludur.

Köyün özellikleri bu kadarla da kalmıyor. Burada yer alan burun batıya doğru bakıyor. Batı da uçsuz bucaksız Ege Denizi yer alıyor ve burada güneş, karanın değil doğrudan denizin içine doğru batıyor. Kalenin surlarından ya da deniz fenerinin bulunduğu uçtan gün batımını izlemek inanılmaz bir keyif verici durum. Buranın bir başka önemli durumunu da şöyle izah edebiliriz. Coğrafi olarak Asya için Portekiz'in Cabo da Roca'sının Avrupa için ifade ettiği anlamı ne ise Babakale de coğrafik olarak aynı anlamı taşımaktadır. Bir köyün denize kavuşması. Sınırında bir kara parçası yerine sular yer alıyor. 

Babakale de liman adeta köyün kalbidir. Sabah vakti teknelerle denize açılan balıkçılar öğlenden sonra döndüklerinde, iskele kenarındaki balık restoranlarının tezgâhları o gün avlanan balıklarla dolar. Bu sebeple de köyde her yer balık lokantasıyla dolu. Türkiye’de en güzel balık burada yenilir desek yanlış ifade etmiş olmayız. Balık çeşitleri olarak kalamar tava, ahtapot, çipura, levrek, kefal ve barbunu sayabiliriz. Köyde yaşayanların ifadesine göre Babakale'nin kalamar tavası ve balık çorbası bölge dışından bile ziyaretçi çekiyormuş. İyi bir balık ziyafeti için kış mevsimi ya da bahar mevsimleri köyü ziyaret etmek için ideal zaman. 

Babkale limanın arkasındaki dar sokaklardaki taş evler ve Arnavut kaldırımları köye bir başka güzellik katıyor. Köyün eski bir zanaatı hala yaşatılmaya devam ediyormuş. Boynuz ya da ahşap saplı, deri kınlı, üzeri elle işlenmiş Babakale bıçakları. Bir zamanlar on sekiz civarında atölye bulunduğunu ifade eden köylüler bugün ise bu el sanatını yaşatmaya devam eden tek bir ustanın kaldığından söz ettiler.

Babakale’ye ulaşmak için eğer Çanakkale merkez yönünden geliyorsanız Ezine ve Ayvacık'ı geçtikten sonra Gülpınar tabelalarını takip etmelisiniz. Eğer Assos (Behramkale) tarafından geliyorsanız, sahil çizgisini izleyen çok tatlı kıvrımları olan yolu takip ederek yine Gülpınar’a ulaşıp oradan devam etmelisiniz. 

Tarihe yolculuk ve aynı zamanda bir kıtanın batıdaki en ucunu görmek itiyorsanız vakit kaybetmeden yönünüzü Babkale’ye çevirmelisiniz. Bir kıtanın denize kavuştuğu simgesel sınıra ulaştığınız için Köy muhtarlığı ve bazı işletmeler, tıpkı Cabo da Roca'da olduğu gibi "Asya'nın en batı ucuna ulaştığınızı" belgeleyen isme özel bir sertifika veriyor. Onu da alıp hatıra olarak saklayabilirsiniz. Sadece tarihi anlamıyla değil muhteşem deniz manzarası sunmasıyla Babakale Kalesi görülmeye değer. Osmanlı’nın en son yaptırdığı bu savunma hattı yani kale sadece basit bir kale değil aynı zamanda büyük bir anlamda içeriyor. 

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.