15 TEMMUZ: CESARET, ERDEM VE ZAFER…

Bedriye Arık Çamlıbel
14 Temmuz 2026 Salı 15:52
İçeriden ve dışarıdan gelen tehdit ve baskılar, insanların boğazını adeta sıkıyordu. İman gücüne sahip olanlar ve esareti asla kabul etmeyecek ruhtaki vatandaşlar, Türkiye'nin içine sürüklendiği bu tehlikeli süreçten geçmeyi asla kabul etmiyor ve etmeyecekti.
Buna rağmen öyle karanlık bir zihniyet vardı ki; durmak, yorulmak bilmiyor, haince Türkiye'nin üzerine kara bir bulut gibi çöküyordu. Eğitim kisvesi altında dinî duyguları istismar ederek, insanları kandırıp kendi çaplarında bir ağ oluşturmuşlardı. Kendilerine "babalık" vasfı yüklerken, masum insanları kullanıyor, onları kendilerine maşa yapıyor, hiçbir şekilde yüzleri kızarmadan bu insanların sırtına basıyor ve kendi çirkin emelleri uğruna harcıyorlardı. Gözlerini öylesine hırs bürümüştü ki, ülkeyi bile göremez hâle gelmişlerdi.
Ancak gözü dönmüş bu kesimin hesap edemediği bir şey vardı: Türk milletinin iman dolu göğsü ve sarsılmaz cesareti.
Halkın seçtiği Cumhurbaşkanı görevinden indirilecek, yönetim ele geçirilecek ve vatan tamamen dış güçlere teslim edilecekti. Daha önce yaşanan darbeler nedeniyle ülkenin nasıl geriye gittiğinin farkında olan millet artık uyanmış, basireti açılmıştı.
Halk iradesi her şeyin üzerindeydi. Cumhurbaşkanı da milletini ve onun iradesini çok iyi tanıdığı için, 15 Temmuz gecesi halkı meydanlara davet ederek doğru bir liderlik örneği sergiledi. Çünkü halkın cesaretini, erdemini ve iradesini bizzat ortaya koyması gerekiyordu.
Halktan bazıları yalnızca cebini ve midesini düşünerek bankamatiklere koştu, parasını çekti; günlerce aç kalacakmış gibi marketlerden alışveriş yaparak evlerine gıda stokladı. Buna karşılık darbeye onuruyla direnen insanlar ise bırakın ekmek almayı, kimi ekran başında dualara sarıldı, kimi de ayakları çıplak hâlde sokaklara çıktı.
"Ben birlik istiyorum, beraberlik istiyorum. Aç kalmayı, susuz kalmayı veya esaret altında yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim." diyenler ne markete koştu ne de bankamatiklere... Çünkü onlar çok iyi biliyordu ki o gece marketten alınacak erzakın ya da bankadan çekilecek paranın hiçbir anlamı yoktu. Asıl önemli olan, Türk topraklarında çoluğuyla çocuğuyla özgür yaşayabilmekti.
Nasıl oluyordu da bu milletin içinden bazı insanlar, kendi ülkesindeki huzur ve güven ortamını bozarak farklı odaklara hizmet edebiliyordu? Buna rağmen Anadolu'nun örfünü, âdetini bilen; birlik ve beraberliğe önem veren, mütevazı hayatlar yaşamış halkın evlatları canları pahasına bir özgürlük mücadelesi veriyordu.
Dünyanın bu cesaret ve vatan sevgisi karşısındaki tepkisi ise büyük bir şaşkınlıktı. Çünkü onlar, tek yürek, tek yumruk, tek vücut olmuş böyle bir milleti daha önce hiç görmemişlerdi.
Çanakkale'de olduğu gibi, 15 Temmuz'da da Kürt, Türk, Alevi, Çerkez ya da Laz yoktu. Sadece millî irade ve bağımsızlık mücadelesi vardı.
Ne acıdır ki, darbeye direnen insanların imanını ve kararlılığını anlayamayan bazı kişiler, oluk oluk kanın aktığı, insanların canlarını ortaya koyarak direndiği 15 Temmuz gecesine "tiyatro" diyebilecek kadar gerçeklerden uzaklaşabilmişti.
15 Temmuz gecesinde darbeye canı pahasına direnen Türk milletinin cesareti, içerideki ve dışarıdaki tüm düşmanlara şu gerçeği göstermiştir: Türk milleti çalışkan, sabırlı ve cesurdur. Kürt-Türk, Alevi-Sünni, başı açık-başı örtülü ayrımı yapmadan, omuz omuza vererek vatanı ve milleti için gerektiğinde ölüme yürüyebilen bir millettir.
O kara geceyi aydınlatan, vatanına sahip çıkan Türk milleti olmuştur. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın çağrısıyla dünya tarihinde benzeri az görülen bir darbe direnişi başlamıştır. Kahraman Türk milleti, FETÖ mensubu darbecilere karşı göğsünü kurşunlara siper etmiş; geride 251 şehit ve 2.193 gazi bırakmıştır. Ancak FETÖ, arkasındaki güçlerin desteğine rağmen Türkiye'yi teslim alamamıştır.
15 TEMMUZ 2016, TÜRKİYE'NİN VERDİĞİ BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİYLE TÜM DÜNYAYA ÖRNEK OLMUŞTUR.
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2012 Duyuru Gazetesi
