16 Kasım 2019
  • İstanbul14°C
  • Ankara9°C

TOPLUMSAL DUYARSIZLIKTA NEREYE KOŞUYORUZ?

Melahat Canbaz

07 Kasım 2019 Perşembe 12:45

                     Duyarsızlık; ilgisizlik, kayıtsızlık anlamına gelir. Duyarsızlık; bir insanın diğer insanların ve genel manada toplumun duygusal, fiziksel ve sosyal yaşantılarıyla ilgilenmemesidir. Halbuki insandan beklenen olaylara tepki vermesi ve duyarlılık göstermesidir. Toplumsal duyarsızlık ise toplumda yaşanan her türlü olaya tepkisiz kalınmasıdır. Ürkütücü olan bu duyarsızlığın tüm topluma zehirli bir gaz gibi yayılmasıdır.

Toplumsal duyarsızlığa Kity GENOVESE Sendromu denir.

 1964 yılında Amerika’nın New York kentinde akşam saatlerinde işinden evine gitmekte olan Kity GENOVESE yolda sapkın bir adam tarafından dakikalarca taciz edilmiş, yardım çağrılarına bir cevap alamamış ve öldürülmüştür. Sorguda pencereden bakan kişileri gördüğünü itiraf eden sapık, onların tepkisiz davranışlarından cesaret alıp olaya devam ettiğini söylemiştir. Araştırma sonucunda olayı görmemelerinin imkansız olduğu kanısı oluşmuş araştırmalar sonucunda 37 kişinin gördüğü anlaşılmış bu kişilerin ‘’Mutlaka biri haber vermiştir’’ diyerek duyarsız kaldıkları ve seyretmeyi devam ettikleri ortaya çıkmıştır. Buradaki durum yaşananlara duyarsızlıktan çok ihbar ya da müdahaleyi başkasına yükleme, başkasından bekleme ve sosyal kaytarma söz konusudur. Bun duyarsızlığın sonucunda ise etkisiz, güçsüz, refleksiz bir toplum oluşur.

Toplumların varlıklarını devam ettirebilmeleri;  olumsuz davranışları ortadan kaldırmak için güç birliği yapabilmelerine ve  çözüme ulaştırmalarına bağlıdır. Yoksa toplumsal duyarlılığını yitiren toplumların bir arada kalabilmeleri imkansızdır. Bu ‘’Bana Dokunmayan Yılan Bin Yaşasın ’’ mantığıdır. Günümüzde toplumsal duyarsızlığımız dalga dalga yayılmaktadır. Artık herkes kendine dokunmayan yılanı bin yaşasın diye dua bile etmektedir. Ama o yılan Evran olmuş herkesi yutmaya hazırdır.

Modern Sosyolojinin kurucusu Fransız Sosyolog Emile DURKHEİM ‘’Her sosyal olayın sosyal bir sebebi vardır’. demiştir.

İnsanlara bu mantığa iten sosyal sebepler nelerdir?

Hızla akan zaman içinde insanlar başka işlerle uğraşmak istememektedir. Olayın kendine zarar vereceğini düşünmektedir. Mutlaka biri haber vermiştir, ihbar etmiştir düşüncesi vardır. Boşa efor sarf etmek olarak görmektedir. Olayın faillerinin başına bela olacağını düşünmektedir. Bunun gibi düşünceler…

Aslında bu düşüncelerin hepsi yanlıştır. Kişinin gözden kaçırdığı tek ve önemli şey empati kuramamasıdır. Başkalarının başına gelen olaya tepkisiz ve duyarsız kalan kişinin yarın mağdur olmayacağı kesin değildir. Olayı yaşayan insanlarla empati kurup öyle davranması ve tepki vermesi gerekir.

Bize dokunmayan yılanı Evran olmasına izin vermemeliyiz. O yılanın gün gelip bize sokacağını hatta yutacağını şimdiden düşünmeliyiz. İnsanlar birbirlerine bu yönde eğitmeliler. Birbirlerine örnek olmalılar, birbirlerini cesaretlendirmeliler. Kaldı ki toplumlar değerleriyle, yanlış olana toplu tepkilerle ayakta kalırlar. Böylelikle devamlılıklarını sürdürürler. Bizim gibi köklü toplumların bu toplumsal duyarsızlıktan acilen kurtulması gerekir. Aksi halde yanlışların doğruları götürmesine ramak kalmıştır. Birileri yapar değil, ben yapmalıyım bu ben olabilirdim dememiz gerekir. YanIış insanları cesaretlendirmeyelim, yanlışlar doğrulara hükmetmesin. Yanlış bir davranışı gördüğünde, göğsünü gere gere duyarlı davranan, tepki veren, savunan, adam gibi adamlar çoğalsın. Doğrular çoğalsın.

İNSAN OLMAMIZIN DOĞAL TEPKİSİ OLAN DUYARLILIĞIMIZI ARTIRALIM.

TOPLUMSAL DUYARLILIĞI YÜKSEK BİREYLER YETİŞTİRELİM.

DÜNYA DURDUKÇA GÜZEL ÜLKEMİZ AYAKTA KALSIN İNŞAALLAH.