09 Aralık 2019
  • İstanbul10°C
  • Ankara5°C

TEKNOLOJİ UYUŞTURUCUSU

ufuk dilekçi

16 Eylül 2019 Pazartesi 16:20

Emperyalizm yıllarca uğraştığı zihinsel işgali teknoloji sayesinde gerçekleştirmeye artık çok yakın. İnsanoğlunu yediden yetmişe bir ekran karesi içine hapsetmeyi başardı. İnsanı asosyalleştirerek toplumla olan ilişkisini zayıflattı ve toplumla insan arasına bir mesafe koydu. Gün geçtikçe de teknoloji aracılığıyla insanoğlunu soktuğu sanal dünyanın zihinsel işgali kapitalizm aracılığıyla biraz daha fazla hissedilmektedir. 

Dikkat etmemiz gerek!

Toplumumuzda özellikle de zihinsel faaliyetlere yeni başlamış olan çocuklarımızı hedef almaktalar. Bazen bir çizgi film bazen de bir bilgisayar oyunuyla karşınıza çıkabilirler. Masum gibi görünen birçok şeyin altından ne çıkacağı belli değildir. Küçük yaşta ki çocukların iyi-kötü gibi değer yargılarını sıradanlaştırıp onları ilerleyen yıllarda değer yargıları olmayan insanlar haline getirmek için teknolojiyi kullanmaktalar. Değer yargılarını ortadan kaldırarak amaçladıkları sadece güce inanan toplumun milli ve manevi değerlerine uzak dinden tamamen soyutlanmış bir toplum oluşturmaktır.

Anneler ve babaların bu tür teknolojik tuzaklara karşı çok dikkatli olması gerekir!

Yıllarca geçmişiyle bağını koparamadıkları bir toplumun teknoloji aracılığıyla dönüşümünü sağlamaktalar ve onları istedikleri noktaya doğru çekmekteler. Anne ve baba olarak çocuk yetiştirmek bu saatten sonra çok önemli ve bir o kadar da gereklidir. Anne ve babaların çocuk yetiştirme ve ağaç yetiştirme arasında ki farkları muhakkak bilmesi gerekiyor. Çocuğun sadece ekmek su gibi fiziksel ihtiyaçlarını karşılayarak zihinsel faaliyetlerini es geçmek sadece çocuğa değil topluma da gelecekte büyük zararlar verecektir. Çocuk ağaç değildir, doğduğu günden itibaren dünyayla ilgili zihinsel ve fiziksel gelişimlerini sürdürür. Çocuktur anlamaz ya da bir kereden bir şey olmaz demeyin!

Çocuklarınızı yavaş yavaş teknolojiyle zehirliyorsunuz farkında değilsiniz!

            Çocuğunun yaşayacağı sorunlara karşı önlem almak her anne ve babanın görevidir. Ama yaşayacağı sorunlara temelden kaynaklık etmek bir anne baba görevi değildir. Gözümüzün önünde otursun diye çocuğa verilen cep telefonu ileri de dışarıda yaşayacağı sorunlardan çok daha büyük sorunlara yol açacaktır. Çocukların fiziksel aktiviteye ihtiyacı vardır. Günümüzde büyük çoğunluğumuzun yaşamak zorunda olduğu dar apartman dairelerinde bunları yapmak oldukça zor olduğundan hem çocukların sosyalleşebileceği hem de fiziksel gelişimlerini destekleyen spor faaliyetlerine yönlendirmek çocuklarımız için vereceğimiz doğru bir karar olacaktır.

Parmak kasları, fiziksel gelişimlerinden daha ilerde çocuklar yetişmeye başladı!

Günümüz bebeklerinden bazılarının parmak kasları diğer bedensel özelliklerine bakıldığında daha ileride olduğu görülebilir. Bu gelişim bozukluğu olarak da değerlendirebileceğimiz etkiye ben “Gelişim de telefon etkisi!” diyorum. Gelişim bozukluğu olan ama nedense gururla söylenilen “Benim çocuğum bu yaşında telefon kullanıyor!” cümlesi bile durumun ne kadar vahim boyutlarda olduğunu ve ebeveynlerin hiçbir şeyin farkında olmadıklarını anlatmaya yeterlidir. Gelişim öncelikle kaba motor hareketlerle (yürümek, koşmak vs. gibi) başlar ve daha sonra ince motor becerilerin (ayakkabı bağlama, düğme ilikleme vs. gibi) öğrenilmesiyle devam eder. Çocuklar da cep telefonunun fiziksel gelişimine zararlı etkilerini net olarak görebilirken en önemlisi de zihinsel tahribatı algılayamayız. Bir düşünün cep telefonunun sadece fiziksel gelişime verdiği zararı ve zihinsel gelişime ne gibi zararlar verebileceğini…

Anne ve babalar bebek yaşda ki çocukların eline telefon gibi teknolojik aletleri vermekten lütfen artık vazgeçelim.

Bedensel becerilerinin zayıflığı da çoğu çocuğun zihinsel gelişimine sekte vurdu!

Her ne kadar birbirleriyle alakaları yok diye düşünülse de fiziksel gelişimini zamanında tamamlamış çocuklarda, zihinsel gelişimin de olumlu yönde etkilendiği gözlenmiştir. Fiziksel aktiviteler çocuklar için hem eğlence aracı, hem de en etkili öğrenme araçlardır. Bu etkiler akran grupları arasında ön plana çıkma, sorumluluk alma ve özgüven konusunda olumlu yönde ortaya çıkar. Tam tersi bir durumda ise çaresini psikologlarda aradığınız sorunlar ortaya çıkabilir. 

Teknoloji uyuşturucusunu çocuklara yavaş yavaş vermemiz eğitim faaliyetlerini vurdu!

Eğitim de hazırbulunuşluk çok önemlidir. Öğrenci öğrenmeye hazır bulunmalı ki eğitim öğretim faaliyetlerine etkin olarak katılabilsin. Yıllarca eline telefon verilen çocuklarda ortaya çıkan en önemli sorunlar ise derse yoğunlaşamama, öğretmenlerine karşı duyarsız davranışlar, toplum değerlerine uzak ve gerçek hayatı bilgisayar oyunundan ibaret zanneden öğrencilerin yetişmesine ön ayak olmaktadır. Çocuğum neden başarısız diye eğitim sistemini sorgulayan anne ve babaların öncelikle temele inmesi gerekmektedir.

Çocukların gelişimine olumlu katkı yapmak isteniyorsa!

 Bir anne ve baba olarak çocuğun zihinsel ve fiziksel gelişimine olumlu yönde katkı yapmak isteniyorsa öncelikli olarak teknolojik alet kullanımını özellikle 0-7 yaş çocukların yanında sınırlandırmamız gerekiyor. Çünkü bir çocuğun en büyük rol modeli ebeveynleridir. Elimizden düşürmediğimiz telefonu çocuklarımızın da kullanmak istemesi gayet doğaldır.

Ağlayan bir çocuğun, susmasını,

Koşmak isteyen bir çocuğun oturmasını,

Oyun oynamak isteyen bir çocuğun oynamasını engellemek,

Konuşmak isteyen bir çocuğu susturmak için çocuklarımıza emperyalizmin günümüzde ki temsilcisi olan teknolojik aletleri vermeyelim. Çocuğumuzla aramıza teknoloji sokmayalım. Kendi ellerimizle mutlu zaman geçiriyorlar diye teknoloji uyuşturucusuyla çocuklarımızı zehirlemeyelim. Teknolojinin onların çocukluklarını çalmasına izin vermeyelim. Çocukların tek ihtiyacı olan şey anne ve babalarının yanlarında olması ve sevgilerini hissettirmeleridir.

Çocukluk yaşlarında sporun önemini bilerek onları spor branşlarına yönlendirmeniz, hareket ihtiyacı karşısında biraz olsun yükünüzü alacaktır.

Not: Gönül birliğiyle kurulmuş maddi değil manevi ihtiyaçlarla donatılmış amacı sadece spora hizmet olan sessiz ve derinden büyük işlere imza atan Öncü Spor Kulübü Başkanı Sayın Yavuz Kurt’a ve spor davasına gönül vermiş yönetim kurulunda ki tüm arkadaşlara selamlarımı iletiyorum. İnanıyorum ki maddi unsurları ön plan da tutan bazı spor kulüplerinin aksine gönül birliğiyle daha güçlü olacaklar ve daha birçok gencimizi Türk sporuna kazandıracaklardır.

 

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.