16 Kasım 2019
  • İstanbul14°C
  • Ankara9°C

NEDEN HEDEFTEYİZ?

Talat Yavuz

05 Kasım 2019 Salı 10:49

Yıl 1997, Yozgat’ın Sarıkaya ilçesi. 28 Şubat sonrası. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne getirilen öğretmen, ilk toplantısında kürsüden; “Biz başörtüsü problemini çözmek için getirildik.” diyor ve sürek avı başlıyor. Köylerde çalışan öğretmenlere, ilçede her ay yapılan toplantılarda tek tek isim okunarak, ayağa kaldırılarak yoklama yapılıyor. Toplantı günü hasta olmak ve sevk almak yasak, yetmiyor, köy okullarına kapıdan değil bahçe duvarından atlayarak baskın yapılıyor. Bütün çaba, listesi ellerinde olan başörtülü öğretmenleri belgelemek,  tutanak tutabilmek için.

Büyüklerimizin anlattıklarına göre, o gün okulunda başörtüsüyle yakalanmamak için bahçe kapısına nöbetçi öğrenci yerleştiren öğretmenlerimizin dedeleri de zamanında, Anadolu’da, Kur’an okurken jandarmaya yakalanmamak için köylerinin girişine nöbetçi koyarlarmış. Benim memleketim Gümüşhane’de Rus zulmünden sonra olmuş bunlar.

Vatan nedir, toprak nedir, bağımsızlık nedir, Rus zulmü nedir bilen milletimiz, sabretmiş. Devlet bizim devletimiz, düzelir elbet demişler. Bize, bizimkiler zulmediyorsa vardır bir hikmeti, düşmanı kovduk ya gerisi kolay demişler. Yeri gelmiş seçtikleri başbakan asılmış, çok sevdikleri başbakanları asılınca, yürekleri yanmış, sabretmişler. Yeri gelmiş okulları kapatılmış, İmam Hatipleri kapatılınca, sabretmişler. Üniversiteyi, ülkelerini işgal eden Avrupa ülkelerinde okumak zorunda kalmışlar, sabretmişler. Bir ömür sabretmeyi göze almışlar kısacası. Düzelir demişler. Darbeler darbeleri, zulümler zulümleri takip etmiş.

Yıllar yılları kovalamış, mücadele etmedikçe olmayacağını anlamışlar. Sonunda bir yola çıkmışlar, bedel ödemişler. Sadece milletten oy almanın yetmeyeceğini, normale dönmek için bir zihniyetin de değişmesi gerektiğini anlamışlar. Dernekler, vakıflar, sendikalar kurmuşlar. Kurdukları bütün teşkilatlarında, zor zamanların izi, geleceğe dair umutları varmış.

Eğitim Bir Sen ve Memur Sen’i anlamak için tarihi, çileyi, mücadeleyi bilmek gerekir. Bu yola baş koyanlar, bu mücadelede gevşemenin ne anlama geldiğini bilirler. Sendika onlar için, yola çıkarken de bugün de bir geçim kaynağı değil, nefes alabilmek için özgürce, insanca ve kardeşçe yaşayabilmek için bir araçtır, bir okuldur, mücadelenin ruhu ile yoğrulmuş mazidir, umudun taşındığı gelecektir.

Bugün bazı odaklar bir gürültü korosu kurmuşlar, akıllarınca bizi suçluyor, yargılıyor ve cezalandırıyorlar. Tartışmaya açmaya çalışıyor, beceremeyince sinirleniyorlar. Attıkları çamur yüzlerine çarpıyor, pisliklerinin üzerinde dolaştıkça batıyorlar. Neymiş efendim, onlar isteyince biz açıklama yapacakmışız. Siz kimsiniz, nereden gelir, nereye gidersiniz? Sizin sahibiniz kim? Nerede çalışır, ne ile beslenirsiniz? Bakın biz meydanlardayız, sizin gibi sanal değil gerçek kişileriz, yüreğiniz yetiyorsa buyurun, gerçek kimliklerinizle gelin. Nerede çalıştığınızı, hangi başarıları gösterdiğinizi, hangi projelerde görev aldığınızı bütün Türkiye görsün.

Buradan, bu teşkilatın daha kendisi ortada yokken hissiyatına ortak olanlara, bu mücadeleyi anlayanlara, kendisine sendikal bir unvan nasip olan kardeşlerime sesleniyorum; oyuna gelmeyin, kendinizi kullandırmayın, kendinizle çelişmeyin. Bu kötü niyetli şer odaklarının, süslü laflarınıza değer verdiklerini zannetmeyin. Aynı çevrelerin siz görevdeyken söylediklerini, sizlere yaptıkları hakaretleri hatırlayın. Söyleyecek sözünüz varsa, teşkilat hukuku içinde hareket ederek, gelip söyleyin. Yalan yanlış bilgilerle fikir sahibi olmayın. Geçmişte size hakaret edenlerle beraber olmak, onları sevindirmek kanınıza dokunmuyorsa, önce kendinizi sorgulayın.

Beyler, bu projeniz tutmaz. İştahınızın neden kabardığını biliyoruz. Memur Sen toplu sözleşmeyi imzalasaydı, koparacağınız yaygarayı da biliyoruz. Boşuna heveslenmeyin, siz saldırdıkça biz 15 Temmuz gecesi olduğu gibi tek yürek olacağız. Sivil kıyafet eylemimizden vazgeçmeyeceğiz. Milletimizin değerlerine sahip çıkmaya devam edeceğiz. Yeni 28 Şubatlar yaşanmasın, bugün belediyelerde türevlerinizin yaptığı gibi sakal ve kıyafet yasağı getirilmesin diye mücadeleye devam edeceğiz.

Okullarımıza, öğrencilerimize, müfredatımıza, değerlerimize ve geleceğimize sahip çıkacağız. Artık sadece ülkemizde değil, adanmışlığımız ve teşkilatımızın gücü bütün İslam coğrafyasında yayılacak. Bütün dünya üzerinde yeniden tek yumruk olacağız, insanlığa adaleti getireceğiz. Sizin aklınız, bizim ufkumuza yetişemeyecek. Kime, niçin yaranmaya çalıştığınızı ve bizi neden hedef seçtiğinizi, nereye ulaşmak istediğinizi çok iyi biliyoruz.