09 Aralık 2019
  • İstanbul10°C
  • Ankara5°C

HİPNOTİK KİTLENİN MOTİVASYONU

Hamdi Keleş

14 Haziran 2019 Cuma 19:00

Artık 23 Haziran'da yapılacak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde; İmamoğlu'na (ve dolayısı ile CHP'ye) verilecek oyların temel motivasyonunun; ulaşımıyla, çevre temizliği ve kent dokusuyla daha yaşanılır, 'her şeyin daha güzel olacağı" bir İstanbul'a ulaşmak olmadığını, Ak Parti'nin kaybetme ihtimali üzerinden Tayyip Erdoğan iktidarının düşürülmesinin hedeflendiğini biliyoruz.
Bu tip girişimler her zaman başarısızlıkla sonuçlanmıyor: Abdülhamit' i devirmek için bir araya gelen Taşnak'ından Bulgar çetelerine, İttihat ve Terakki sinden Hürriyet ve itilaf Fırkasına amaç ve çıkarları bir diğerinden farklı grupların 1908'de ne yaptığı ile ilgili korkutmak istemem ancak 1908'de başlayan savaş ve kayıplarla dolu anafor (süreç), on yıl sürmüş ve siyasi anlamda ancak 1923'te Cumhuriyetin kurulmasıyla sona ermişti. İnsanın sayısı, vatanın km2si, buğdayın tonu, gelirin lirası vb. bütün birimlerde büyük bir kayıp ve onulmaz bir acı içindeydik.
1991'de Özal Cumhurbaşkanı iken Demirel ve Erdal İnönü'nün demokrasi vurgulu popülist seçim kampanyaları sonuç vermiş; Türkiye, on yıl sonra tek parti iktidarından koalisyonlarla yönetilen amaçsız, düzensiz, çalkantılı bir sürece girmişti. 90'lı yıllar, her anlamda bu ülkenin kayıp yıllarıdır. Bu tip girişimler sonuç verdiğinde hayatın hemen her alanında önemli kayıplar yaşanmaktadır.
Ancak kabul edelim ki mevcut iktidarı devirmek fikri, katılımcılara "ben de oradaydım" dedirtecek bir hikaye bahşediyor. Kurt, kan kokusunu alınca aklı devre dışı kalır, fabrika ayarlarına geri döner, hedefine kilitlenir. 
Özal'ı, Abdülhamit'i devirenler nerede şimdi? Onlar da hikaye sahibiydi. Çok değil iki yıl içinde "ne halt" işlediklerine vakıf oldular. Şimdi kimsenin sesi çıkmıyor. 'Demokratik darbe' sahipsiz. Toplumsal kayıp da cabası...
Adını koyalım: İmamoğlu, rasyonel değil, duygusal bir tercih. Bir kavle göre bu seçmenin bilinç altı, 1908 ve 1991 yıllarında olduğu gibi mührü basmasıyla yıkılacak bir 'enkaz' görmek istiyor. Birilerinin ona yıkılacak evin kendi evi, evdekilerin de kendi mahremi olacağını göstermesi gerek. 
Hipnoz halinde odaklanmış birine dışarıdan, kelimelerle müdahale etmek imkansız. Kafasını kaldırıp yapmak istediği hareketin büyük resimde birbiri ardınca nasıl artçı sonuçlar doğuracağını tahayyül etmesi ve bunu gerçekten isteyip istemediğine karar vermesi gerek. Milletin feraseti burada devreye giriyor. Hipnozun etkisinden kurtulurlarsa daha tutarlı politikalara yöneleceklerine inanıyorum. Nitekim, örneğin; ancak o zaman terör örgütü ile amaçta işbirliği yapıyor olmanın hem duygusal hem de rasyonel açıdan kabul edilebilir bir tarafı olmadığını fark edebileceklerini, kendilerine geleceklerine inanıyorum.
Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.