18 Ekim 2017
  • İstanbul25°C
  • Ankara18°C

DEVLET MEMURLARININ SUYU MU ÇIKTI?

Tahir Kaya

17 Nisan 2017 Pazartesi 16:25

16 Nisan 2017 Referandumu sonucu YSK’nın, seçmenin iradesinin boşa gitmemesine yönelik verdiği “mühürsüz olan oy pusulalarının geçerli sayılması” kararı şer odakları lehine referandum yenilgisinin üzerine adeta ilaç gibi geldi.

 

Peki neydi YSK’nın bu kararı almasındaki gerekçe? 16 Nisan 2017 Pazar günü oy verme süreci başlamış ancak az da olsa bazı sandıklarda oy pusulalarının mühürlenmediği haberi YSK’ya ulaşmıştı. Haber doğruydu; öyle ki bu durumu görev yaptığım Pendik’te de bazı meslektaşlarımdan öğrendim. YSK’nın sabah saatlerinde aldığı, “mühürsüz olan oy pusulalarının geçerli sayılması” kararı elbette iyi niyetle alınmış bir karardı. Hata yapan sandık kurulları yüzünden vatandaşın iradesi cezalandırılmamalıydı. Ancak zamanında 3-5 ağacı bahane edip günlerce ülke insanına terör estiren gezizekalıların varlığı hesaba katılmamıştı. Bu güruh bu sefer de zeytinyağı gibi üste çıkmanın planını yapmıştı bile.  Bu planı anlamak için önce YSK’nın seçim uygulamasına bir göz atmak lazım.

 

YSK bir kaç seçimden beri devlet memurundan çok daha fazla kur’a ile partili sandık başkanı ataması yapıyor. 298 Sayılı “Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun” un 22 Maddesine göre; “İlçe seçim kurulu başkanı, ilçe seçim kuruluna siyasi partiler dışından getirilen asıl üyelerle görüşerek sandığın kurulacağı seçim bölgesi içindeki veya dışındaki seçmenler arasından iyi ün sahibi olmakla tanınmış, okur - yazar kimselerden, kurula bağlı seçim bölgelerindeki sandıklardan her biri için birer kişi olmak üzere bir liste düzenler. Kurulun, siyasi partilerden seçilmiş asıl üyelerinden her biri de, ilçe seçim kurulu başkanınca belirlenecek süre içinde, yukarıdaki fıkrada gösterilen nitelikte birer liste düzenleyerek başkanlığa verir. Belirlenen süre içinde liste vermeyen parti temsilcisi, bu hakkından vazgeçmiş sayılır. Yukarıdaki fıkralar gereğince düzenlenen listelerde her sandık için adı önerilen başkan adayları arasında ad çekilerek sandık kurulu başkanları belirlenir.”  İşte bu yasaya göre sandık kurulu başkanları belirlenmektedir. Bu arada fikir vermesi açısından Pendik’te sandık kurulu başkanları yaklaşık olarak şöyle belirlenmiştir:

 

  • Sandık Sayısı: 1206

  • Partili Sandık Başkanı Sayısı: 600

  • Sandık Başkanı Öğretmen Sayısı: 300

  • Diğer (sağlık kurumu, özel banka, vergi dairesi, giyim sektörü, fabrika çalışanı vs): 300

 

Bu durumda sandık başkanlığı için en önemli kriter olan tarafsızlık ilkesini en çok taşıyan devlet memurlarının sandık başkanlığındaki oranı 1200 sandıkta en fazla 700 kişi yani yüzde 58’i devlet memuru olmuştur. Sözgelimi Pendik’te MEB’e bağlı devlet okullarında çalışan 6000 kadrolu öğretmen var sadece. Bu öğretmenlerin 3500’den fazlası 10 yıl ve üzerinde görevi yapan devlet memurları. Bugün sıradan bir kurum bile halkla ilişkiler biriminde çalıştıracağı personel için insan ilişkilerinde başarılı, risk yönetebilen bireyleri tercih ederken hassas bir görev yürüten YSK’mız ne yazık ki sandık başkanlığı için en temel kriter olarak okuma-yazma bilmeyi yeterli görüp bu geleneği yıllardır sürdürmeye devam ediyor. Üstteki istatistiklerden de anlaşılacağı üzere eşit davranmak adına sandık başkanlarının neredeyse yarısını partilerin tavsiyesi üzerine kur’a ile belirliyor.

 

Devlet adabını bilen, karşıdakine nasıl hitap edileceğini bilen, her gün insan ilişkisi ve risk yönetimi üzerine pratik yapan yetişmiş devlet memuru potansiyeli akıllara zarar bir tercihle devre dışı bırakılıyor. Bu durumda partili sandık başkanı adeta partisinin militanları arasından her türlü maniplasyonu uygulamak üzere telkin alabilenlerden seçiliyor. Aldığımız duyumlara göre bazı muhafazakar bölgelerdeki sandıklarda şer odağı kesimlerin partili sandık başkanları bilerek oylar geçersiz sayılsın diye pusulaları sandık kurulu mührüyle mühürlememiştir.  Bazı sandık kurulu başkanları da tecrübesizliği ve unutkanlığı sebebiyle bu hataya düşmüştür. Partili sandık başkanı fikri eşitlik ilkesi adına yapılmaktadır ama unutmamak lazım ki eşitlik demek her zaman adalet demek değildir. YSK’mız bir an önce, acilen ve en azından 298 Sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun” un sandık başkanlığının belirlenmesine yönelik 22. maddesini acilen değiştirmelidir. Önerim şudur: “En az 10 yıl ve üzerinde görev yapmış devlet memurları arasından isteğe bağlı olarak kur’a ile seçilir istek az olduğunda ise görevlendirilir.”

 

Son yıllarda en güvenilen meslek gruplarının başında gelen öğretmenler ise bu iş için adeta biçilmiş kaftandır. Birçok meslektaşım başvuru yaptığı halde görev alamamıştır. Bir an önce partili sandık kurulu başkanlığından vazgeçilerek sandık kurulu başkanı devlet memurları arasından bilhassa öğretmen ve eğitim yöneticileri arasından seçilmelidir.  Ayrıca sandık kurulu başkanlarını aynı anda sırf adet yerine gelsin diye seminere almak yerine etkili iletişim kurabilmek ve sorunsuz bir sayım gerçekleştirmek adına 50’şer kişilik küçük gruplar halinde ve ağırlıklı olarak pratiğe yönelik eğitim verilmelidir.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.