18 Ekim 2017
  • İstanbul25°C
  • Ankara18°C

ALİ’DEN EFSANE YALÇIN’DAN BAŞKAN

ufuk dilekçi

23 Temmuz 2017 Pazar 16:11

Dünyanın neresine giderseniz gidin, sendika başkanlarının “Başkanlık koltuğuna nasıl oturdukları?’’ hakkında insanların kafasında birçok soru işareti oluşur.  İnsanların büyük çoğunluğu sendika başkanlarının siyasi irade ya da sendika üzerinde etkili olan hâkim bir güçle sendika başkanlığına özellikle atandığını düşünür. Atamayla sendika başkanı olanların aksine seçilerek gelen başkanların emeği ve bu uğurda verdiği mücadeleyi de çok az insan bilir. Bu yazıda seçim sürecini de yakından takip ettiğimiz ve sendikacılığı rant kapısı olarak değil Hak kapısı olarak gören Eğitim Bir-Sen teşkilatının Efsane ismi Ali YALÇIN ’dan bahsedeceğiz.  Efsane başkanın Türkiye’nin en büyük emek ve özgürlük hareketi olan Memur Sen Konfederasyonunun başkanlık koltuğuna uzanan hikâyesini,  geçtiği zorlu yolları, bilmeyenler ve özellikle unutanlar için tekrar anlatacağız.

* Türkiye’de yapılan sendika seçimlerine, o sendika üzerinde etkin olan güçlerin müdahale ettiği açık bir gerçektir. Bu güçlerin atadığı sendika başkanlarını, seçim salonlarında atılan sloganlardan ya da basın açıklamalarından açıkça anlayabiliriz. Atanırsa ne olurmuş bana ne sendika başkanından demeyin, özellikle 28 Şubat sürecinde atanmış sendika başkanlarının seçilen iradeye ve devlete ekonomik anlamda ne zararlar verdiğini çok iyi hatırlıyoruz. Atanan ve seçilen sendika başkanları arasında ki farkı da emek ve özgürlüğün neresinde olduklarından ayrıca milletin değerlerine karşı duruşlarından rahatlıkla anlayabiliriz. Milletin değerlerine ve inançlarına saygı duymanın bir insanı nasıl öne çıkardığını da bugün Memur Sen Konfederasyonu Başkanı olan Sayın Ali YALÇIN ’dan anlayabiliriz.

Ali YALÇIN’ın hikâyesinin ilk başladığı yer Şırnak’tan genel başkan olduğu Ankara’ya kadar yaptığı işler ve onurlu mücadelesiyle, bu gün bir milyona yaklaşan kocaman bir teşkilatın gönlünü fethetmiştir. Özellikle Eğitim Bir-Sen İstanbul 4 Nolu Şube Başkanıyken yaptığı işlerle adından söz ettirmiş ve gümbür gümbür geldiğini herkese göstermiştir. İstanbul 4 Nolu Şube Başkanıyken sendikacılığa getirdiği yenilikler, farklı bakış açısı iş üretme hacmi artarak devam etmektedir. Ankara’da ki girdiği ilk Genel Merkez seçimini çok az bir oy farkıyla seçimi kaybetmesine rağmen sonraki seçimde Eğitim Bir-Sen Genel Başkan Yardımcılığına seçilmiştir. Genel Başkan Yardımcısıyken sendikacılığa farklı bakış açısı ve sendikacılık adına daha önce yapılmamış çalışmaları ülkemize kazandırmasıyla yıldızını daha da parlatmıştır. Fikri doluluğu, onu çoğu fikir adamının dahi çıkmaya cesaret edemediği ateşli televizyon programlarında, inandığı değerleri inanmayanların da karşısında da savunmasına yardım etmiştir. Fetönün en baskın dönemlerinde, bazıları okyanus ötesine selam gönderip hazır ola geçerken,  o bunların devleti ele geçirmeye çalışan bir çete olduğunu her yerde beyan etmiştir. Çalışmaları ve getirdiği yeniliklerle adını Türkiye Sendikacılık tarihine altın harflerle yazdırmıştır. Dik duruşu ve büyük mücadelesi sonunda Eğitim Bir-Sen Genel Başkanlık seçiminde, bileğinin hakkıyla seçilerek Eğitim Bir-Sen Genel Başkanı olmuş ve ardından Memur Sen Konfederasyonu Genel Başkanı seçilmiştir.

 Genel başkanlık koltuğunda oturduğunda bazı kendini bilmezlerin küçümsemelerine rağmen yaptığı ilk toplu sözleşmeyle, bazı kendini bilmezlere sendikacılık dersi vererek, neden efsane olduğunu göstermiştir. Toplu sözleşme masasında kamu işvereni tarafından verilen zammı kabul etmeyerek masadan kalkması, bir Başkanın emek için gerektiğinde neler yapabileceğini açıkça göstermiştir. O gün diğer sendika başkanlarının kanuni zorunlulukla oturdukları toplu sözleşme masasında çakılı kalmalarını gösteren fotoğraf; “Hak nasıl aranır?” sorusunun cevabı olarak hafızalarda yerleşmiştir. Sivil İtaatsizlik eyleminde kamu protokol toplantılarına kravat takmadan katılarak, özgürlüğün neresin de olduğunu alenen beyan etmiştir. Hatta neden kravat takmadığı sorulduğunda, “Sivil İtaatsizliğimiz devam ediyor” diyerek özgürlük mücadelesini lafla değil eylemle de devam ettirmiştir. Güvenlikte yaşanabilecek sorunlara rağmen vatan sevdası için Diyarbakır’a gidip teröre “Edi Bese” (Yeter Artık) diyecek kadar korkusuz bir adam olduğunu göstermiştir. Hain kalkışmanın yaşandığı 15 Temmuz’da bazı sendika başkanları, siyasiler ve bürokratlar sağa sola kaçışırken, kalkışmanın başladığı ilk dakikalarda meydanlara inerek televizyonlardan tüm teşkilatına seçilmiş iradenin yanında yer alarak meydanlara inmesi için çağrı yapmıştır. Tüm teşkilatıyla hainlere karşı vatan savunması yaparak 15 Temmuzun sözde değil, gerçek kahramanlarından biri olmuştur. Genç kuşağın izleyeceği 15 Temmuz belgesellerinde kendine ve teşkilatına kocaman bir yer ayırtmıştır. Referandum sürecinde de birçok toplantı yaparak, ülke önünde ki bürokratik esaret zincirinin kırılmasına yardım etmiştir. Memur Sen onunla birlikte hızlı bir yükseliş dönemine girmiş ve bir dünya markası haline gelmiştir. Memur Sen’i dünyanın birçok ülkesine taşıyarak, tanınırlığını evrensel bir boyuta taşımıştır. Dünyanın birçok ülkesine ve özellikle mazlum coğrafyalara teşkilatıyla gerçekleştirdiği yardımlarla bir umut eli olmuştur. Mazlum coğrafyalarda yaşayan insanlara yardımların yanı sıra geleceğin daha aydınlık olacağı umudunu da aşılayarak yanlarında olduğunu onlara hissettirmiştir. Ve hala bazı iş bilmezlere inat ülkenin aydınlık geleceği için gecesi gündüzü olmadan çalışıp sayfalara sığmayacak icraatları gerçekleştirmektedir. 

Kamusal alanda ve toplum alanında yapılan çalışmalara rağmen Efsane Başkan iş kapasitesi düşük ve rant peşinde koşanların hedef tahtasındadır. Her çeşitten iş bilmezin, kendi eksikliklerini kapatmak ve reklam umuduyla her fırsatta Efsane Başkana vurmaları aciziyetlerinin bir göstergesidir.  Ama bu iş bilmezlerin öğrenmeleri gereken nokta, tüm saldırılara karşı Efsane Başkan olanca hızıyla mazluma umut olmaya ve sendikacılığın yıldızı olmaya devam edecektir. Unutmadan söyleyelim bu kocaman teşkilat yeri geldiğinde Bir Ali olur, yeri geldiğinde Bin Ali olur, yeri gelir Bir Milyon Ali olur ve Başkanını kimselere yedirtmez.

Tüm okuyucularıma selam eder, saygılar sunarım.

 

 

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.